Önce İnsan Sonra Haber

Bakınız, bu işin artık şakası yok!

Son bir yılda hileli gıda üretimi yapan firma sayısı 173'ten 618'e, hileli ürün sayısı da 282'den 1.211'e yükseldi.

Gündem 6 Kasım 2019 Çarşamba / 1 hafta önce
Bakınız, bu işin artık şakası yok!

Ekleyen: Kozmiktürk

Kozmiktürk-Ankara

İYİ Parti Konya Milletvekili fahrettin Yokuş, "Ülkemizde gıda sahteciliği adı altında yapılan gıda teröründe ciddi oranda artışlar görülmektedir. Tükettiğimiz gıdaların büyük bir bölümünde gerek firmalar gerek kişiler merdiven altı taklit ve tağşiş gıdaları üreterek piyasaya sürmektedir. Vatandaşlarımızın beslenmek için alıp tüketmiş oldukları bu ürünler ne yazık ki halkımızın sağlığını tehditetmektedir" dedi ve herkesi göreve çağırdı.

"Gıda ürünleri içerisinde hile yapılmayan ürün neredeyse yok gibi. Tarım ve Orman Bakanlığının verilerine göre, en çok hile yapılan ürün grubunda yüzde 35 oranıyla peynir ve tereyağı başı çekmektedir; daha sonra yüzde 22'yle et, yüzde 13'le zeytinyağı, yüzde 11'le katkı maddeleri, yüzde 10 oranıyla da bal ve baharat ürünlerinde görülmektedir" hatırlatması yapan Yokuş'un anlatımları şöyle:

"Birçok firma, maalesef, gıdaya uygun ürün üretmiyor. Bu firmaların bazılarının ürettiği bir kısım gıda ürünlerinde ne gibi katkılar olduğunu kısaca şöyle ifade etmek istiyorum: Yoğurda bitkisel yağ ve jelatin katıyorlar. Bilindiği gibi, jelatin, domuzun deri veya kemiklerinin kaynatılmasından elde ediliyor. Tulum peynirine bitkisel yağ ve nişasta, şekere tekstil boyası, yumuşak şekere domuz jelatini karıştırılıyor. Tavuk kemikleri öğütülüp salama katılıyor. İçtiğimiz çaylara kimyasal renklendiriciler katılıyor. Sucukların içine at, eşek ve kanatlı hayvan eti karıştırılıyor. Dünya Tüketici Örgütünün verilerine göre, dünyada 50 milyar dolar civarında olan hileli gıda sektörünün Türkiye'deki büyüklüğü 10,6 milyar doları buluyor. Bu hileli ürün üretiminin devlete maliyeti ise 2,4 milyar dolar.

HİLE AZALMIYOR ARTIYOR

2018 sonu itibarıyla Türkiye'de gıdada kayıtlı ve onaylı işletme sayısı 674.409'dur, denetçi sayısı ise sadece 6.825'tir. Bu denetçilerin de 2.250'si gıda mühendisidir. Bu denetçi sayısıyla sayıları yüz binleri bulan işletmeler nasıl denetlenecek? Halkın sağlığıyla oynayan firmalara yılda en fazla 1 kereye mahsus olmak üzere 22.742 TL tutarına kadar ceza verilebiliyor. Bu ceza miktarı yetersiz kaldığı için firmalar hileli gıda üretimini artırarak aralıksız sürdürüyorlar. Para cezalarının yetersizliği nedeniyle, Bakanlığın kamuoyuna ifşa ettiği firmalar isim değiştirerek hileli üretimlerine devam ediyorlar. Bu hususta Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Sinan Vargı diyor ki: "Hileli gıdaları üretip piyasaya süren firmaların ve şahısların bir kısmının sahtekârlık ve yüzsüzlükleri öyle bir noktaya gelmiştir ki 21 kez ceza kesilip yine aynı suçu işleyen firma ve kişilere rastlanmaktadır. Bakanlık bu firmaları ancak on dokuz ay sonra kamuoyuna açıklıyor ve sadece on beş gün ilanda tutuyor."

Son bir yılda hileli gıda üretimi yapan firma sayısı 173'ten 618'e, hileli ürün sayısı da 282'den 1.211'e yükselmiştir. Dolayısıyla bu cezayı göze alarak üretimi sürdüren firmaların sayısı artarak devam ediyor. Şu andaki cezaların caydırıcı olmadığını ne yazık ki bu rakamlar bize gösteriyor. Gıda sahteciliğinin en aza indirilmesi ile cezaların caydırıcı hâle getirilerek ağır hapis cezası, ticaretten men cezası, kara listeye alma gibi cezaların mutlaka konulması ve tüketicinin korunması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir diğer gıda tehlikesi ise "palm" yağlarıdır. Yemeklik yağlar, margarinler, dondurma, hazır yemek ve şekerlemeler gibi işlenmiş gıdaların çoğunda palmiye yağı kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü gibi kuruluşlar palmiye yağındaki kanserojen maddelere dikkat çekiyor.

Diğer yandan, şifa olarak tükettiğimiz bal yerine glikoz ve mısır şurubu yani zehir yiyoruz. Balın dışında, özellikle gıda sanayisinde maliyeti ucuz olduğu için kullanılan NBŞ'ler halk sağlığını tehdit ettiği uzun zamandır bilinmesine rağmen hâlen kullanılmaktadır. Neden nişasta bazlı şekerleri, ürünleri üretiyoruz? Ne oldu bizim şeker pancarımıza, ne oldu bizim şeker fabrikalarımıza? Bu hileli gıdaların önünü kimler açtı? Maalesef Ak parti iktidarı açtı. On yedi yıldır halkın sağlığıyla oynamak gerçekten çok üzücü bir durumdur. Ne yediğimizi, ne içtiğimizi bilmiyoruz. Neden bizim doğal şeker pancarlarımızdan üretilen şekerlerimiz… Nerede şeker fabrikalarımız? İktidar eliyle kapatıldı ve özelleştirildi. Halkı nişasta bazlı şekerlere yani zehre mahkûm ettiniz. Sonrasını da düşündünüz tabii ki size haksızlık etmeyelim. Sağlığıyla oynadığınız halka hasta garantili hastaneler yaptırıyorsunuz. Gıda terörünün önüne acilen geçmeli ve tedbirler almalıyız. Bakınız, bu işin artık şakası yoktur, sizler ile bizler de çocuklarımız da ne yediğimizi bilmiyoruz.

Bu gıda terörü sadece "muhalefet" ve "iktidar" diye ayrım yapmıyor, gıda terörü hepimizin sağlığını vuruyor. Bu konuda kamuoyuna yeterli bilgi akışını sağlamalıyız."

fahrettinyokuşhileliürün