Önce İnsan Sonra Haber

Kararları felakete yol açabilir...

Ben yaşanan sürecin asıl hedefinin ne Ak Parti ne de Erdoğan olmadığını, hedefin Türkiye olduğunu düşünüyorum. Mahkemelerde dediğini yaptırmak yetseydi Saddam’a yeterdi. On milyarlarca doları olmak yetseydi Kaddafi’ye yeterdi... Emperyalizm ordularla savaşabilir ama halklarla savamaz.

Gündem 16 Temmuz 2019 Salı / 1 ay önce
Kararları felakete yol açabilir...

Ekleyen: Kozmiktürk

HAKAN ŞANLITÜRK yazdı…

Erkan Mumcu 1995’de Isparta’dan Milletvekili seçilerek Ankara’ya geldiğinde ben Milliyet’te ANAP’tan sorumluydum. Hani ‘çocukluğunu bilirim’ dersiniz ya işte öyle bir durum. Ama burada o mevzulara girecek değilim…

Uzun zamandan beri sesi soluğu çıkmıyordu. Ta ki Odatv’de konuşuncaya kadar.

Kendisiyle en son telefonda görüşeli epey oldu. Yüz yüze ise tesadüfen 2 sene önce karşılaşmıştım. Dibay Medya Ankara Temsilciliğim sırasında bizim ofisin bulunduğu binaya bir arkadaşını görmeye gelmişti. Kapıda rastladım. Arkasından yaklaşıp sarıldım, biraz ağrı çeker gibi oldu; ‘operasyon geçirdim, ağrım var’ dedi. Hal hatır sormanın ardından, “Bundan sonrası için planınız var mı?” dedim. Yanıtı ilginçti: “Ben yeterince askerlik yaptım. Biraz da başkaları yapsın…”

Erkan Bey ile yıldızımız pek barışmadı. Lakin karşılaştığımızda medeni şekilde konuşuruz. Kendisi daha çok, kendi dünyasından olmayan meslektaşlarla yakın olmayı tercih etmişti…

Mumcu’nun açıklamalarını dinleyince doğal olarak yazmadan edemedim. Çünkü önemli şeyler anlatıyordu. Her ne kadar kızdığım çok şeyi olmasına karşın sorumluluk alarak kamuoyunu uyarma, uyandırma adına, ülkesini düşünerek beyanlarda bulunuyordu. İfadelerinde en çarpıcı husus şüphesiz ki, emperyalizmin, uluslararası güç odaklarının nasıl bir Türkiye istediklerine yönelik tespitiydi.

Şöye diyor:

“İstenen, Türkiye’nin içişlerinde görece bağımsız, dışişlerindeyse tam bağımlı ülke olması. İstenen güvence de siyasi aktörlerin bu konuda güvenilebilir, öngörülebilir profillerden oluşması. Böyle olmayanları dışlayan, olanları kapsayan. Medya, partiler, sivil toplum, üniversiteler, bürokrasi kurgusunun tamamlanması.”

Ali babacan ile parti kurma arayışında olan Abdullah Gül’ün gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koyuyor, kaplamasını söküp içindekini halkın gözlerinin önüne seriyor:

“Ak Parti’nin kuruluşundan itibaren Abdullah Gül uluslararası sistemin bu parti içindeki Kayyumudur. Uluslararası sisteme verilmiş sözlerin bekçisidir. Diplomatik zaruretler olabilir. Kendi başınıza herşeyi yapmaya gücünüz yetmiyorsa diplomasi yapacaksınız. Mesele diplomatik icaplardan öteye bir şey yalnız. Hikaye basit. Erdoğan’ı ‘öngörülmez’ niteledikleri için öngörülebilir güvence arıyor dünya sistemi. Güvenceden yoksun kaldığı için 17/25’i, bütünüyle yoksun kalınca da darbe girişimi oldu. Asıl kavga Erdoğan iktidarının bölüştürülmesi. Erdoğan buna razı olmuyor. Kavga buradan. Erdoğan haklı, doğru yerde duruyor. Bu hikayeyi Erdoğan değiştirmek istiyor ama nasıl. Laz kalfa gibi. ‘Ev yapacam’ diyor ama planı yok, eline bir plan al arkadaş…”

Ve çok daha önemli bir noktaya parmak basarak bağırıyor:

“Erdoğan gitmek istediği yere kendi mi gidiyor? Yoksa gittiği yere sürükleniyor mu? Buna iyi bakmak lazım. Benim kuşkularım var. Cumhurbaşkanı’nın herşeyi komplo çerçevesinde anlaması doğru değil. Acaba Türkiye ye yönelik bir tasarım mı var? Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi projesinde Türkiye bugüne kadar getirilmek istenen noktaya gelmediği için, -kürtler-türkler ayrışmasına gelmediğinden- uluslarası askeri müdahale ile sonuç almak hedefleniyor olabilir mi? Baas rejimine dönüştürülmesi, Saddam, Esad, Kaddafi gibi diktatör portresi gibi gösterilmesi bunun için olabilir mi? Erdoğan’ın, hukuk devleti, denge fren sistemi, kuvvetler ayrımı ilkesinin kendisi için güvence olduğunu görmesini bekliyorum.”

Hedef Türkiye…

“Erdoğan ülkenin Cumhurbaşkanı. Kararları felakete götürebilir ki bu ihtimal yakın duruyor…” vurgusunu yaptıktan sonra dile getirdiği örnekler ve uyarılar da ders alınacak cinsten:

“Devletin parti devletine dönüşmesi, hukuksuzlaşması… Ben yaşanan sürecin asıl hedefinin ne Ak Parti ne de Erdoğan olmadığını, hedefin Türkiye olduğunu düşünüyorum. Mahkemelerde dediğini yaptırmak yetseydi Saddam’a yeterdi. On milyarlarca doları olmak yetseydi Kaddafi’ye yeterdi... Emperyalizm ordularla savaşabilir ama halklarla savamaz. Emperyalizm sadece iyilik, haklılık karşısında yenilir. Tarih bunu gösterdi. Mesele Türkiye’yi güçlendirmekten geçiyor.”

Erkan Mumcu sözlerinin arasında kendisine ‘deli’ yakıştırması yaparken, “Kimin ne tarafta olduğu belli. Niye akıllılar susuyor da delilere söyletiyorlar? Tayyip Erdoğan kimin nerde olduğunu bilmiyor mu?” sorusunu yöneltiyor.

Bülent Arınç’ın şerri…

Mumcu, Bülent Arınç’ın kendisi için söylediği, “Sokakta yürüyebiliyor mu?” açıklamasına bir o kadar sert yanıt verirken, “Hem de tek başıma, her gün her yerde çıkıyorum.. Arınç’ın çok ciddiye alınır bir adam olduğunu düşünmüyorum. Yakından tanıyıp seven bir Allah’ın kulu yoktur. Şerrinden emin olmak için bir mesafe tutarlar” cümlelerini kuruyor.

Mesut Yılmaz ile Tayyip Erdoğan’ı kıyaslaması istendiğinde ise şu sözleri ilgi çekici:

“İkisi de Rizeli. Biri çok donanımlı (Mesut Yılmaz) ama cesareti yoktu. Birinin donanımı (Tayyip Erdoğan) cesaretini taşımaya yetmiyor. İkisi de önlerine gelen fikre önce kendileri için ne anlama geliyor diye bakıyorlar.”

Erdoğan’a kırgınım, bana borçlu…

Erdoğan’ın yeni parti çabasında olan eski partililerine ‘ayrılanlar tarih oldular’ demesi kendisini de kapsadığı için şu sözler dökülüyor ağzından:

“İnşallah olmuşumdur. Ben tarih olduğumu hak ettiğimi düşünüyorum. Her ne kadar Cumhurbaşkanı bunu olumsuz nitelemeyle yapıyorsa da kendisine şunu hatırlatmak isterim; bugün övünçle halkın seçtiği Cumhurbaşkanı olma sıfatını biraz da bana borçlu değil mi? Bu anayasa değişikliğini Türkiye gündemine getiren, Ak Parti’yi buna zorlayan ben değil miyim? Sonradan bunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ucubesine dönüştüren tabi ki ben değilim. Sorumluluğu o şekle dönüştürenlere ait. Ama Türkiye’de Cumhurbaşkanlığını oligarşik ilişkilerin tesis edildiği bir vesayet kurumu olmaktan çıkarıp, doğrudan doğruya halkın iradesine bağlı demokratik kurum haline getirmekte asıl irade kim? Tayyip Erdoğan mı? Erdoğan bunu istedi mi? İstediyse bunu niye baştan yapmadı. Muhtıra olmasaydı bunu yapacak mıydı? Muhtırayı da bir fırsat olarak görüp Abdullah Gül’ün seçilmesi olasılığını erteleyecek, seçimi artık yani yaklaşan genel seçimden sonra halkın seçmesi yoluyla yapabilme ihtimalini satın almak için koşa koşa geldi. O anayasa değişikliği metnini ben yazdım kendi ellerimle kurşun kalemle… Olduğu gibi kabul etti, Meclis’ten çıkardı. O zaman bana teşekkür etti. Övünçle tarihe geçtiğimi düşünüyorum.”

367 krizinde 'asker telkiniyle ANAP Grubu olarak Meclis’e gitmedikleri' iddiasına, “Fetö kampanyasıdır ve yalandır. O dönem ne ben ne ANAP’ın bir ferdi üzerine en küçük telkin iddia olmadı. Tam tersi şiddetli baskı oldu. Ne zaman oldu? Abdullah Gül’ün aday olacağının belli olmasından sonra. Baskının kaynağı da FETÖ’ydü ama yemedi…”

Siyasetin nefreti çok ismi Melih Gökçek’in, Gül’ün cumhurbaşkanlığı için destek istemeye geldiğini kayıtlara geçerken de şunları söylüyor:

“Melih Gökçek’in istemesi çok enteresan. ‘Erdoğan olsa gelip destek istemezdim’ dedi. ‘Ama bak Abdullah Gül var’ diye devam etti. Benim Erdoğan’ı istemeyeceğimi varsaydığı için böyle konuştu.”

Erkan Bey, kendisinin haksızca suçlandığı dönemde gerçekleri bildiği halde sustuğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘kırgın’ olduğunu belirtiyor ve ‘kişisel olarak helalleşmemiz gerekiyor ama helalleşmedik henüz’ diyor söyleşinin bir yerinde. Lakin daha sonra başka bir soru üzerine, “Kırgın olamam çünkü kırgınlık çocuksu bir davranış… Duygusal reaksiyon göstermenin anlamı yok” ifadesi de ona ait.

Mumcu’nun “siyasal sistemin tasarımını yazıyorum. Demokrasinin içine düştüğü açmazları da değerlendiren… Batı dışı toplumların nasıl çoğulcu demokratik hayat yaşayabilecekleri, çağdaş uygarlığa intibakının önündeki kültürel engellerin nasıl aşılabileceği…”  duyurusu ve sıradan bir seçmen konumuna geçince “DP ve HDP’ye oy verdim” sözleri yeniden askerliğe göz kırpmış olabileceğine işaret ediyor…

Uarıları ise çok ürkütücü. Umarım Erdoğan kulak arkası yapmaz...

erkanmumcuemperyalizmtürkiyehedeferdoğanyılmazarınçgülgökçek