Önce İnsan Sonra Haber

Modern dünyanın problemini açıkladı

Erdoğan Yerel Yönetimler Sempozyumda Türkiye'nin hint keneviri yetiştireceğini de açıkladı.

Gündem 9 Ocak 2019 Çarşamba / 5 ay önce
Modern dünyanın problemini açıkladı

Ekleyen: Kozmiktürk

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Medeniyetin özünde inanç ve ahlak vardır. İnancın ve ahlakın sükût ettiği medeniyetlerin yıkımı ya kendiliğinden gerçekleşir ya da herhangi bir dış etki bu kaçınılmaz akıbete vesile olur. Modern dünyanın problemi, medeniyetini inanç ve ahlaktan yoksun bir şekilde yükseltmeye çalışmasıdır. Biz bu yanlışa düşmeyeceğiz” dedi.

Erdoğan, 'Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu’na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleşen sempozyumda Erdoğan, bir konuşma yaptı.

Erdoğan, "FETÖ'yü kamudan büyük ölçüde tasfiye ettik. İş dünyasındaki irtibatlarını, imkanlarını neredeyse sıfırlıyoruz. Belediyelerdeki son kalıntıları da 31 Mart itibarıyla milletimiz tarafından tasfiye edilmiş olacaktır" dedi.

Erdoğan, son 30 yılın ilk 14’ünün enflasyon ortalamasının yüzde 70,3 olduğunu hatırlatarak, "Son 16 yılın enflasyonda ortalaması 9,54. Gerçek ortada, hepsinde tek başımıza iktidarız. Ana muhalefet çıkıyor, ‘en yüksek enflasyon AK Parti iktidarları döneminde olmuştur’ diyor. Yani yalan üzerine siyaset, yalan üzerine yerel yönetim kurulu olduğu zaman orada çöp, çukur, çamurdan kurtulamazsınız" diye konuştu.

‘BAKTIK Kİ ÇÖZEMİYORLAR ERTELEDİK’

İZBAN grevine değinen Erdoğan, "Baktık ki anlaşamıyorlar, çözemiyorlar mecburen Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle biz grevi iki ay erteledik. Yetkim oraya kadar olduğu için 2 ay erteledim. Ondan sonra Hakem Kurulu’na gidecekler. Orada vatandaşımızı sokaklarda sersefil yapma hakkımız var mı? Yüzde ellisini devlet yapmış İZBAN’ın yüzde ellisini belediye yapmış, niçin yapmış bunlar? Halkımızın huzurlu bir şekilde ulaşımını sağlamak için yapmış. Dün itibarıyla oradaki grev 2 ay süreyle ertelenmiş oldu" şeklinde konuştu.

‘RİZE’MDEN KENEVİRİ SÖKÜP ALDILAR’

'Sıfır Atık' projesini değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel yönetimlerin bu konuda kararlı olması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Son zamanlarda biliyorsunuz biz bu plastik poşetler, benzeri birçok ürünle ilgili olarak bir savaş başlattık. Malum bunun 500 yıl 750-1000 yıl toprak bunu eritemiyor, buna karşı bir savaş, bu savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Hatırlıyorum anacığım evde file dokurdu. Fileyle giderdik alışverişi yapardık gelirdik; ama filenin tabii öyle atmıyorsun, tekrar yıkıyorsun, alışverişe gidiyorsun. Bunun toprakla bir dostluğu var. Atacak olsan bile çünkü oradan geliyor. O zaman da bunlar kenevirden yapılıyor. Ülkemizde keneviri yok ettiler. Benim memleketim Rize, Rize’mizde bizim kenevir vardı. Kenevirden fanila, atlet dokurlardı; çünkü teri emmesi filan çok çok farklıydı. O bize dost görünen düşmanlar, Rize’mden keneviri söküp aldılar. Rize’de şimdi kenevir üretilmiyor. Biz şimdi keneviri dışarıdan ithal ediyoruz. Burada kenevire dayalı bazı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapıyoruz. Ama şimdi yeniden bu alanda Gıda Tarım Bakanlığımız bir çalışmanın içine giriyor, bu adımları atacağız. Yeniden bunu üreteceğiz inşallah. Asla naylon poşet biz kullanmayacağız. Birilerinin bu işi başlatması lazım. O da kime yakışır? Biz bu işi savunuyorsak, bize yakışır." 

‘İNANIN BAŞARAMADIM’

Yatay mimarinin yanı sıra yerel mimarinin de önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Hep konuşuruz, Beypazarı, Safranbolu evleri. Ya kardeşim Safranbolu evleri de peki şimdi yeni yeni Safranbolu’lar oluşturabiliyor musun? Mesele bu. Bunu yapmamız lazım, başta bizim yapmamız lazım. TOKİ olarak bu işin savaşını başından beri 16 yıldır veriyorum. 860 bin konut yaptık. Peki ‘Başardın mı be kardeşim’ dersen, inanın başaramadım. Bu konuda ben tüm belediye başkanlarına da sesleniyorum, TOKİ’ye, özel sektör mensuplarına da sesleniyorum gelin ne olur ülkemizi katletmeyin. ‘Biz de yer yok, arazi yok ne yapalım?’ Ne demek ya. Olduğu kadar yap kardeşim. İnsanoğlu toprağa yakın yaşamalı topraktan uzak yaşamamalı" diye konuştu.

'BATSIN SENİN MANHATTAN’IN'

Deniz kenarlarını, orman alanlarını betona çevirme gayreti olanların var olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu para var ya nelere muktedir. Bu kapitalizm nelere muktedir. Orman morman ne var ne yok kesiyor atıyor, götürüyor oralara dikey mimari, oradan da malı götürüyor. Yapılan iş bu. 'Doğa şöyle olmuş böyle olmuş' umurunda değil. Bize de örnek veriyor. 'Manhattan şöyle'. Bırak batsın senin Manhattan’ın ya. Bizim medeniyetimizde ne diyor biz ona bakalım, ona göre yapalım o işi. 'Orada yaşayanlar çok mutlu'. Değil, mutlu değiller. Onun için belediye başkanlarımız, bütün yanındaki mimarı ile mühendisleriyle bu işe çok dikkat etmesi lazım. Bu hassasiyet içinde bu adımları atması lazım. Bu noktada Çevre Şehircilik Bakanıma da söylüyorum, kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız, yıkmakzsa yıkacağız. Ama daha önce bu müsaadeyi almış, orada yapabileceğimiz bir şey yok. Ama böyle bir şey olmamışsa kesinlikle müsaade yok, böyle gitmemiz lazım" diye konuştu.

'BUNUN ADI DEMOKRASİ DEĞİL'

Seçim öncesi seçim bölgelerine başka illerden seçmenlerin taşınması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böyle bir şey olamaz, bu işgalin farklı bir türüdür. Bundan sonra biz bu tür şeyleri İçişleri Bakanlığımızla da daha yakın takibe alacağız; çünkü bunun adı demokrasi değildir, böyle bir demokrasi olamaz. 'Taşıyalım gidelim bindirilmiş kıtalarla seçim kazanalım'. Olmaz böyle şey. Kim oralarda yaşıyorsa seçimi orada yapsın. Neticesine de herkes katlansın. O da nereye yerleşmişse orada yapsın. Böyle bir yanlış anlayış üzerine ne belediyecilik, ne demokrasiyi yakıştıramayız. Bunlar doğru şeyler değil. Buradaki kararlılığımızı unutmadığımızı özellikle ifade etmek istiyorum" dedi.

'ARTIK SONUNUZ GELDİ'

"Mahkemeler karar aşamasına geldikçe kendilerini bekleyen acı sonu gören örgüt mensupları davaları uzatmak, devlet görevlilerini yıldırmak için akıl almaz yöntemlere başvuruyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hakimlerin, savcıların, jandarma ve polis teşkilatlarının adeta iğneyle kuyu kazarcasına sabırla, bu süreci yürüttüklerini aktararak şöyle konuştu:

"Terör örgütü mensupları için her seçim, her önemli olay bir umut vesilesi haline dönüştü. Şahsımın ve bu noktada partimin ayağının tökezlemesini ve böylece yeniden ipleri ele geçirmeyi umuyorlar. Halbuki milletimiz bunları ciğerlerine kadar gördü, tanıdı hükmünü de verdi. Buradan ülkemiz içindeki ve dışındaki tüm FETÖ'cülere sesleniyorum; artık sonunuz geldi. Gidecek yeriniz, atacak adımınız kalmadı. Başınızdaki 'FETÖ' denen adamın arkasındakiler ne zamana kadar arkasında durur bilemem; ama eninde sonunda o da gelecek. Elebaşlarınızın bir kısmı sizleri kelimenin tam anlamıyla satarak rahatça yaşayabileceklerini düşündükleri yerlere kaçtılar kaçıyorlar hala. Ama hiç heveslenmesinler hepsini saklandıkları deliklerde bulup birer birer adaletin karşısına çıkartacağız, topluyoruz."

'31 MART'TA MİLLETİMİZ TARAFINDAN TASFİYE EDİLMİŞ OLACAKLAR'

Cezaevinde olup da hala esip gürleyenlerin yaptıkları işin mezarlıkta ıslık çalmaya benzediğini kaydeden Erdoğan, "Korkunun ecele faydası yok. milletimize yaptıkları ihanetin bedelini cezaevinde demir parmaklıklar ardında, oradan çıktıktan sonra da halkımızın nefret dolu bakışları altında ömürleri boyunca ödeyecekler. Biz özellikle 251 şehidimizin bedenini her ne kadar şehadet makamında izliyorsak da onlar da bizi o şehadet makamından izliyorlarsa da biz onlarla beraberiz. 2 bin 193 gazimizi de asla yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Bu mücadeleye hayatlarını adayan tüm kamu görevlilerinin teminatı tüm kurumlarıyla devletimiz, tüm bireyleriyle milletimiz ve hepsiyle birlikte şahsımdır. FETÖ’yü kamudan büyük ölçüde tasfiye ettik. İş dünyasındaki irtibatlarını, imkanlarını neredeyse sıfırlıyoruz. Belediyelerdeki son kalıntıları da 31 Mart itibarıyla milletimiz tarafından tasfiye edilmiş olacaktır. Hemen her gün bir başka ülkeden FETÖ mensuplarına yönelik operasyonlar ve işlemler için işbirliği çağrısı alıyoruz. Saklanacak hiçbir yerleri kalmayana kadar peşlerinden gideceğiz" dedi.

‘İSTANBUL DÜNYANIN BAŞKENTİ’

TBMM Başkanı Binali Yıldırım da konuşmasında, İstanbul'un dünyanın başkenti olduğunu belirterek, "3 medeniyete ev sahipliği yapmış açık hava müzesi niteliğinde bir şehir. İstanbul nihayetinde 1994’te Recep Tayyip Erdoğan’ın ayağa kaldırdığı büyük bir şehir. İstanbul olmadan Türkiye olmaz. İstanbul kalkınmadan Türkiye kalkınmaz, o bakımdan İstanbul yerel yönetimlerde tabii ki bütün yerel yönetimlere de bir anlamda abilik, ablalık yapan ve yerel yönetimlerdeki sinerjiyi bir sonuca dönüştüren şehirdir" dedi. 

‘DEPREM TEHDİDİNİ ORTADAN KALDIRACAK ÇALIŞMALAR YAPILACAK’

İstanbul'a dair projelerini kampanya süresinde açıklayacaklarını belirten Yıldırım, "İstanbul’u deprem tehdidini ortadan kaldıracak çalışmalar, yeşil alan ve çevre hassasiyetini sonuna kadar gözetecek bir yönetim anlayışı ve ulaşımın, trafiğin eziyet olmaktan çıkacağı şehre dönüşmesi yönünde projelerimiz olacak. İstanbul’un dünyaya ve Türkiye’nin diğer şehirlerine ulaşımında, iletişiminde bir problemi kalmadı. Bugün İstanbul’dan Bursa’ya gitmek, Tuzla’dan Avcılar’a gitmekten daha kolay, daha kısa sürede olmaktadır. Avcılar’a gidip geleceğiniz süre içerisinde Bursa’ya gidersiniz, bir de iskender yersiniz kalkar geri gelirsiniz; ama Avcılar’a yoğun saatlerde Anadolu yakasından gidip gelmek mümkün olmayabilir. İstanbul’un dışı ile ilgili ulaşım, iletişim problemi yok. Türkiye’yi ulaşılır, erişilir hale getirdik. Şimdi İstanbul’a yaptıklarımızın biraz daha fazlasını tam mesaiyle İstanbul’a yoğunlaşarak, İstanbul’u 2023’e Cumhuriyetin 100’üncü yılına hazırlamak için hazırız" diye konuştu.

DHA

Erdoğanyerelyönetimlersempozyum