Bizim Fransız monşerler!
Bu, sadece Sarkozy'nin basit bir seçim manevrası değil. Avrupa'daki Türk ve İslam düşmanlığının açığa vurumu. Sinsi, sistemli ve organize bir hareket. Üstelik, içeride de destekçileri var.
Bizimle öylesine oynuyorlar ki... Bir yandan ayaklarının altında acımasızca çiğniyorlar.
Mukaddeslerimize saldırıp, gururumuzu iki paralık etmeye çalışıyorlar. Diğer taraftan da amiyane tabiri ile "denyo" yerine koyup kekliyorlar!
Fransız bakanlar yaptıkları açıklamalarla hepimizle alay ediyor:
- Bu yasa kesinlikle Türkiye ve Türkleri hedef almıyor.
Peki ya kimi hedef alıyor? Erivan niye bayram yapıyor? Paris'teki Ermeniler zafer işaretleri ile neyi kutluyor?
Sözde Türk dostu Fransa Dişişleri Bakanı Alain Juppe de bu ülkeyi yönetenlere akıl vermeye çalışıyor:
- Türk dostlarımızdan serinkanlı davranmalarını bekliyoruz. Ben, itidal çağrısı yapıyorum. Gerçekçiliğin duygusallığın üstesinden geleceğine inanıyorum.
Hani "özrü kabahatinden büyük" derler ya...
Aynen öyle! Fransız Senatosu'ndan da geçen utanç yasası "gerçekçilik" oluyor, bizim bu ırkçı-ayrımcı rezalete tepki göstermemiz ise "duygusallık."
Adamların dostluk gösterileri bile kibir kokuyor, ırkçı ve çirkin!
* * *
Bunların bizde de bol miktarda destekçileri var. Onlar ne derse, içimizdeki monşerler de aynısını tekrarlıyor...
Televizyona çıkıyorlar, "Aman ha itidal" diyorlar:
- Türkiye'ye zarar vermeyelim, aşırı tepki göstermeyelim!
Hayret etmemek elde değil. Sanki birilerinden ve bir yerlerden talimat almışçasına sürekli fren görevi yapıyorlar. "Fransız mallarına boykot" diyorsunuz, karşınıza dikiliyorlar. Elçimizi çekmekten söz ediyorsunuz, "Olmaz, zarar verir" diyorlar.
Ne zararı görecek Türkiye?
Fransızlar, Türkiye'ye gelip hepimizi toplayarak zindana mı atacaklar? Savaş mı ilan edecekler? Tepemize atom bombası mı yağdıracaklar?
Zarar görecekler belli. Fransa ile ticaretten tatlı kâr sağlayanlar. Onların da tamamını toplasan üç-beş kişi!
* * *
Bizim vatandaşın hali ise evlere şenlik!..
Sorsan, çoğunun ne olup bittiğinden haberi yok. Fransız Parlamentosu ve Senatosu bütün değerlerimizi ayaklar altına alıyor.
Soyumuza sopumuza sövüyor. Bizimkiler de marketlerdeki Fransız malları önünde kuyruklar oluşturuyor.
Total indirim yapıyor, oraya koşuyorlar...
Carrefour kampanya başlatıyor, hücum ediyorlar...
Danone fiyat düşürüyor, sepetlerini dolduruyorlar...
İçimizde yüzüne tükürülse "Yarabbi Şükür" diyecek meşrepte mebzul miktarda insan var. Ot gibi duyarsız ve tepkisiz!
* * *
Bu ülkede "demokrasi" ve "ifade özgürlüğü" nutukları atanların büyük bölümü samimi değil. "Irkçılıkla mücadele" diye mangalda kül bırakmayanların çoğu azınlık ırkçısı. Sokaklarda "kahrolsun Faşizm" diye bağıranların kahir ekseriyeti Faşizmin ne olduğundan habersiz.
Fransa'da ifade özgünlüğü ayaklar altına alındı.
Irkçılığın en kaba örneklerinden biri verildi.
Avrupa'da "Mussolini İtalyası"nın Faşizmi yeniden hortladı.
Nerede bizim Monşerler? Hiç biri ortada yok.
Sokaklara dökülüp "Hrant için adalet" diye bağıranlar, sırra kadem basmış durumda.
Hrant Dink Olayı'nda gösterdikleri hassasiyetin binde biri ortada yok. 74 milyonluk bir toplum için "adalet" söz konusu olduğunda dut yemiş bülbüle döndüler!
* * *
Bizim sıkıntımız Sarkozy değil. Çok şükür, Türkiye'nin dünyayı ayağa kaldıracak gücü var. Bu ülke, Kafkaslar, Orta Asya, Afrika ve Uzak Doğu ile birlikte Avrupa'yı da sallayacak büyük bir potansiyele sahip.
Bizim asıl sıkıntımız, içimizdeki monşerler.
Bu ülkenin ayaklarına takılmış pranga gibiler Onların da Sarkozy ve diğerlerinden bir farkları yok!
Dışarısı kolay...Bizim önce içimize bakmamız gerekiyor!
Emin Pazarcı - Takvim