"Militanlaşalım askerileşelim, savaşalım"
"Düşmana" karşı, "Partileşme, militanlaşma, doğru çizgide askerileşme ve zafer kazanma" stratejisini benimsediler. "Tüm zamanların en görkemli mücadelesini geliştirme" kararı aldılar. Bunu da bir bildiri ile açıkladılar.
Kim bunlar?
Bazı çevrelerin sıkça "Legal Kürt Hareketi" diye Türkiye'ye takdim etmeye çalıştığı KCK'lılar!
Demek ki...
2012 Yılı'nda daha fazla silahlanacaklar.
Daha çok saldıracak ve kan dökmek isteyecekler. Bunu da saklamayıp Şubat Ayı olağan toplantılarının ardından yayınladıkları bildiriyle ilan etiler. Bir yandan kendilerini sözde "Kürt legal siyaseti" olarak adlandırıp, diğer taraftan da "gerilla" dedikleri dağdaki PKK'lıların kendilerinin denetiminde olduğunu açıkça ortaya koydular: "Kapsamlı, yoğun ve sürekli saldırılara rağmen, gerilla tüm mevzilerini ve gücünü koruyarak, yeni dönemi büyük bir zafer ruhuyla karşılayabilecek yetenek ve kararlılıkta olduğunu göstermiştir. 2011 Yılı, bu anlamda hareket olarak hedeflediğimiz düzeyde ve istediğimiz kadar olmasa da, hareketimiz için esasen bir başarı yılı olmuştur." "Başarı"dan kastettiklerinin de ne olduğu ortada...
İçinde masum insanların bulunduğu otobüslerin yakılması, sağa sola molotof kokteylleri atılması, askeri tesislere yapılan saldırılar, polislerin kurşunlanması, suçsuz sivillerin öldürülmesi, vesaire, vesaire...
* * *
Yaptıkları Şubat Ayı olağan toplantısına ait bir fotoğrafı, yasa dışı internet sitelerinde yayınlamışlar...
Arazide, açık alanda çekilmiş. Hepsinin üzerinde PKK'lıların giydiği arazi kıyafetleri var. "Biz bir savaş içindeyiz" mesajı veriyorlar. En başa aynı zamanda PKK'yı da yöneten Murat Karayılan oturmuş. PKK'nın diğer üst düzey yöneticileri ise yanına sıralanmış. Bildiğimiz o malum yapının adı da olmuş, KCK'nın Yürütme Konseyi!
İşte, zaman zaman "Kürt legal hareketi" denilerek, topluma yutturulmaya çalışılan yapı bu! Yayınladıkları bildiri "gerilla" sözcüğü ile başlıyor, "gerilla" kelimesi ile bitiyor. Her yeri "Abdullah Öcalan" adı ile dolu. İçinde bolca da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ağır suçlamalar yönelten ifadeler var.
Kin dolu, nefret dolu, düşmanlık dolu!..
* * *
Bu yapıya bağlı olarak faaliyet gösteren HPG'nin (askeri kanat) bütün açıklamalarında hep "düşmandan" söz ediliyor. O "düşman" da Türkiye Cumhuriyeti ve onun kolluk kuvvetleri.
PKK'nın Çukurca Baskını'nın ardından HPG tarafından 9 Şubat tarihinde yapılan açıklamada bakın ne deniliyor: "Çele ilçesinde TC Ordusu'na ait çok sayıda askeri hedefe yönelik gerillamız tarafından eş zamanlı bir eylem gerçekleştirilmiştir. Halen devam eden çatışmalarda ve eylem esnasında DÜŞMANIN çok sayıda askeri öldürülmüş, bir kısım mühimmata el konulmuştur. Çok sayıda silah ve cephane imha edilmiştir. Bu eylemde 4 gerillamız da şehit düşmüştür."
Her şey bir fotoğraf çıplaklığı ile ortada:
Karşımızda, "düşman" olarak gördüğü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ait ne varsa yok etmek isteyen, sürekli olarak saldıran ve kan döken bir yapı var. Buna rağmen, birileri ortaya çıkıp, hiç sıkılmadan bu yapıya karşı yürütülen operasyonları eleştirebiliyor.
Yetmiyor, bu adamların muhatap alınması bile istenebiliyor. Hem de terörün yok etmeye çalıştığı "demokrasi" adına!
* * *
Garip bir ülkeyiz vesselam!..
Yargıtay, malumu ilan etti, KCK için "silahlı bir örgüttür" dedi. Bu bile bizim gazetelerimizde "haber" oldu, medyada tartışıldı.
Gerçekten inanılır gibi değil! Adamlar, terörist bir yapılanma içinde olduklarını, terör yoluyla sonuç almaya çalıştıklarını her fırsatta ortaya koyuyorlar. Kafamıza vura vura ilan ediyorlar. Yetmiyor, elde silah fotoğraf çektiriyorlar. Biz buna rağmen ne olduklarını tartışıyoruz...
Gerçekten çok merak ediyorum. Dünyanın başka ülkesinde böyle bir garabet yaşanır mı acaba?