Haydi savaşa!
Gösterilen çabalar fayda etmedi. Fransa Meclisi, Ermeni iddialarının reddini suç sayan kanun teklifini gündemine aldı.
Görüşmeler bugün yapılacak ve muhtemelen bu teklif Fransız Ulusal Meclisi'nden geçecek.
Günlerdir Fransa'da lobi faaliyetleri yapan Türk parlamenterlerin hiç umutları yok. CHP'li Haluk Koç da MHP'li Yusuf Halaçoğlu da "Öyle görünüyor ki, bu teklif Meclis'ten geçecek" diyor.
Çünkü...
Fransızlar, bu güne kadar gösterdiğimiz tepkileri kulak ardı ettiler. Amiyane tabiri ile Türkiye'yi sallamadılar!
***
Demek ki...
Canlarını şimdiden acıtıp, bu teklif Senatolarından da geçip kanunlaşırsa başlarına neler geleceğini göstermek lazım.
Hem de çok sert ve net bir şekilde!
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak ciddi bir haysiyet meselesi ile karşı karşıyayız. Hepimize önemli görevler düşüyor. Hep birlikte çok ciddi ve organize bir savaşın içine girmek zorundayız.
Parlamento'da CHP ve MHP'li milletvekilleri tarafından kanun teklifleri veriliyor. Fransa'nın, Cezayir'de gerçekleştirdiği katliamın "soykırım" olarak kabulü isteniyor. Bunu inkâr edenlere hapis ve para cezaları verilmesi öngörülüyor.
Güzel, ama yetmez. Sadece kendimizi tatmin etmekten öte bir anlam taşımaz.
Fransızlar, onu da sallamazlar.
Hükümet'ten bazı açıklamalar geliyor.
Bir dizi ekonomik tedbirin uygulamaya konulacağı bildiriliyor. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bernard Valero da anında cevap veriyor:
- Yapamazsınız, AB üyesi ülkelerdeki şirketlere ayrımcılık uygulayamazsınız.
Adam, "Biz bu kanunu göstere göstere geçiririz, siz de seyredersiniz.
Eliniz kolunuz bağlı" demeye çalışıyor.
Oysa hiç de öyle değil!
***
Biz organize olursak Fransa'yı öyle bir sallarız ki, oturup kendi dertlerine yanarlar.
Bizim yerimize bu insan haklarına aykırı, çirkin ve iğrenç yasa tasarısı ile kendileri mücadele etmek zorunda kalırlar.
Türkiye, Fransa'dan 5.8 milyar dolar seviyesinde doğrudan ithalatta bulunuyor.
Ülkemizde 524 adet Fransız sermayeli şirket var. Marketlerimizdeki raflar Fransız malları ile dolu.
Bunların dini de imanı da para. Eğer canlarını yakmak, sergiledikleri bu kepazeliğe tepkimizi ortaya koymak istiyorsak, bugünden tezi yok harekete geçmek zorundayız.
Çıkaralım Fransız mallarının listesini, ilan edelim. Yanlarına bile yaklaşmayalım.
Marketlere baskı yaparak o malları raflardan indirelim.
En basitinden Danone'den başlayalım.
Fransız sütü, yoğurdu ve suyu yerine, yerli markalarımıza yönelelim.
Total'den akaryakıt almak zorunda mıyız?
Organize olalım, Total'in istasyonlarına tek bir araç bile sokmayalım.
Bu ülkede Carrefour'a her yıl 125 milyon müşteri giriyor. Biz istersek, Carrefour'a sinek avlatırız. Bunu yapalım.
Gima ve Endi gibi Fransız sermayeli şirketlerden uzak duralım.
Sigortacılıkta Groupama'yı elimizin tersi ile itip bir köşeye atalım.
TEB gibi Fransız sermayeli bankalarından paralarımızı çekelim.
Mecbur muyuz Sodexho Alliance'dan toplu yemek sipariş etmeye? Varsa sözleşmeleri iptal edip yerli şirketlerle yolumuza devam edelim.
Modada Louis Vuitton'u yok sayalım.
Renault marka araçlardan uzak duralım.
Fransız mallarının ayrıntılı bir listesini çıkaralım. İnternetten bütün Türkiye'ye duyuralım. Etkili bir boykot başlatıp, dalga dalga yurdun dört bir yanına yayalım.
Bakın nasıl kuzu gibi olacaklar!
Canları yanan Fransız şirketlerinin yöneticileri Paris'te deli danalar gibi koşturacaklar. Avrupa'da siyasi bir karikatür gibi dolaşan Sarkozy'i sıkıştırmak için çırpınacaklar. Bu rezaleti Senato'da engellemek için ellerinden geleni yapacaklar.
Bu teklifin kanunlaşmasını engellemek mi istiyoruz? İktidarı ve muhalefetiyle, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşıyla bir ve bütün olmalıyız. Fransızların midelerini ve ekonomik çıkarlarını hedef alırsak, ancak o zaman geri adım atarlar. Haydi hep birlikte savaşa!
Emin Pazarcı - Takvim