CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek, AKP’nin yönetim anlayışının postmodern dikta rejimi olduğunu savudu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Postmodern dikta rejimini de postmodern diktatörler yönetir. Recep Tayyip Erdoğan’ın durumu da budur” dedi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, ölüm yıldönümü nedeniyle Uğur Mumcu, İsmail Cem ve Aydın Güven Gürkan’ı anarak başladı.
Hafta sonu Gebze’ye gittiğini anlatan CHP Genel Başkanı, kamyon şoförlerinin derdini dinlediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, kamyoncu ve taksi esnafın sorunlarının görüşülmesi için bir Meclis araştırma komisyonu kurulması için girişimlerde bulunacaklarını da ifade etti.
-HRANT DİNK DAVASI-
Hrant Dink davasını hatırlatan CHP Genel Başkanı, “Katledildiği tarih 19 Ocak 2007. O dönemin İstanbul Emniyet Müdürü açıklama yapıyor. O açıklamayı yapan arkadaşımız şimdi Osmaniye’de vali. O dönemin İstanbul Valisi var, Muammer Güler, milletvekili. O dönemin Trabzon Emniyet Müdürü de daha sonra getirildi, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı” dedi.
-“HEPSİNİN HABERİ VAR”-
Başbakan Erdoğan’ın, “Biz bu olayın failini 32 saatte yakaladık” dediğini ifade eden CHP Genel Başkanı, “Bu cinayetin nerede, ne zaman, hangi silahla işleneceği belli. Senin anında bulman lazım. 17 ihbar dilekçesi gidiyor, cinayet işlenecek diye. Haberimiz yok diyorlar. Hepsinin haberi var arkadaşlar. Hepsi örgütlü” diyerek tepkisini dile getirdi.
-"DERİN DEHLİZLERİN EFENDİSİ SİZSİNİZ”-
Eski bir istihbarat görevlisinin 20 Eylül 2010'da İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişine bir ifade verdiğine dikkat çeken CHP Genel Başkanı, “Bütün bu süreci anlatıyor. Şimdi ben Sayın Başbakan’a soruyorum. Bu ifade tutanağı niçin Hrant Dink’in avukatlarına verilmiyor ve siz bu ifade tutanağı üzerine ne yaptınız? Diyor ya ‘Ankara’nın derin dehlizlerinde bu kaybolmayacaktır’ diyor, örgüt varsa bulunacaktır diyor. Beyefendi o derin dehlizlerin efendisi sizsiniz, o derin dehlizlerin sahibi sizsiniz” diye konuştu.
“Emniyet müdürü var, valisi var, istihbaratçısı var, herkes olayı biliyor” diyen Kılıçdaroğlu, “Sayın Başbakan kalkmış nelerden bahsediyor. Pişkinliğin bu kadarına doğrusunu isterseniz pes denir” diye konuştu.
Kararı veren yargıcın sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Örgütle ilgili olarak yeterli delilimiz yok. Bu çok önemli bir itiraftır. Bu yargıcın çığlığıdır” yorumunda bulundu. CHP Genel Başkanı, şöyle devam etti:
“Şimdi sormamız gereken soru şu; o delileri o yargıcın önüne kimler getirmedi. Az önce söylediğim insanlar, saydığım insanlar, AKP’nin gözde bürokratları, vali yaptıkları, birinci sınıf emniyet müdürü yaptıkları, istihbarat daire başkanı atadıkları, bunlar yaptılar.
Bu dava neresinden bakılırsa bakılsın bu dava AKP’nin gözetimi ve koruması altında geliştirilen bir dava, yürütülen bir dava.”
-TAVLA PULU BENZETMESİ-
Başbakan’ın, “Biz mahkemelerin işine karışmayız” dediğine işaret eden CHP Genel Başkanı, “Ne demek mahkemelerin işine karışmayız. Senin hakimlerin, savcılara tavla pulu gibi sağa sola dağıttığını bilmeyen mi var, örnek mi istiyorsun, Deniz Feneri savcıları... Sen bunu ancak benim külahıma anlat” çıkışında bulundu.
Kılıçdaroğlu, AKP’yi “Bunlar reklamcı hükümet” diye eleştirerek, “Kendisini sıkıştıran bir olay mı oldu, gündeme başka bir konuyu taşıyıp gündemi değiştirmek istiyorlar” dedi. CHP Genel Başkanı, şunları söyledi:
“Dink davasında kamuoyunun tepkisi olmasaydı Erdoğan’ın kılı bir kıpırdamazdı. Şimdi ne söylüyor, bu karar yanlıştır, düzeltilecek. Hani sen mahkemelerin işine karışmıyordunuz, kararın yanlış olduğunu nereden biliyorsun, düzeltileceğini nereden biliyorsun, Yargıtay’a talimat mı verdin. Öyle anlaşılıyor, Yargıtay’a talimat vermişler, karar yanlış, toplum infial içinde bunu düzeltin.
5 yıldır delil bulamadınız şimdi mi bulacaksınız. 5 yıldır o bürokratları gözünüz gibi korudunuz şimdi mi mahkeme önüne çıkaracaksınız. Göreceksiniz bunların hepsi bir süre sonra unutulacak.”
-BAŞBAKAN’A YÜKLENDİ-
Uludere olayını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Uludere’de 34 yurttaşımız öldürüldü. Ben oraya gittim. Sayın Başbakan ne yapıyor, elinden ne kadar çamur atma, iftira atma varsa hepsini yapıyor insaf ya. Ülkesiyle devletiyle bölünmez bir bütün olduğumuzu göstermek için gittim.
Senin aklın ermez ona. Sen gidemiyorsun, ben gidiyorum, vay efendim sen nasıl gidersin” diye konuştu.
-“BU SORUYU İLKOKUL ÖĞRENCİSİNE SORDUM”-
Çok basit bir soru sorduğunu hatırlatan CHP Genel Başkanı, “İstihbaratı siz kimden aldınız. Basit bir soru, ne olur olmaz diye bu soruyu ben ilkokul öğrencisine de sordum, efendim anlaşılıyor dedi, niye ikinci sefer söylüyorsunuz.
Sen bu istihbaratı kimden aldın, duymamazlıktan geliyor, dilsizleşti mübarek. Sen bu istihbaratı İsrail’den mi aldın, Amerika’dan mı aldın” dedi.
-“YABANCI İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİN KANKASI OLMUŞ”-
Başbakan’ın “yurtseverlik” konusundaki eleştirilerine de CHP Genel Başkanı, “Şu garabete bak, yabancı istihbarat örgütlerin kankası olmuş. Onlardan gelen bilgilerin esiri olmuş, kalkmış bana yurtseverlik dersi veriyor. Sen kim bana yurtseverlik dersi vermek kim.Efendim ben Brüksel’e gitmişim konuşmuşum, haşmetmağabların ağırına gitmiş. Ne demişim orada dünyada cari açıkta bir numarayız. Hapisteki gazeteci sayımız Çin’den fazla” hatırlatmasında bulundu.
-"BUNLAR TEKNOLOJİYİ BİLMİYOR"-
"Teknolojiyi de bilmiyorlar” diyen CHP Genel Başkanı, “Ipod kullanmasını da bilmiyorlar, milleti kandırıyorlar. Sayın Başbakan 10 yaşındaki bir çocuk cari açığı internete girse bunu öğrenir” dedi.
“Senden mi izin alacağım” diyen CHP Genel Başkanı, hakkında düzenlenen fezlekeyi hatırlatarak, “Bir fezlekede sen düzenle bakalım, niye böyle konuşuyor diye, konuşacağım, dilimin döndüğü kadar bütün dünyaya anlatacağım” dedi.
-BAŞBAKAN’A FRANSA YANITI-
Başbakan’ın kendisini Fransa ile kıyasladığını belirten CHP Genel Başkanı, “Kim Fransız” diyerek şu yanıtı verdi:
“Kıbrıs Barış Harekatını düşünün. Bütün dünya ambargo uygulamış. Kaddafi kapılarını açmış. O Kaddafi linç edilirken senin gıkın bile çıkmadı. Oturdun alkışladın. İnsanda biraz ar olur, ar damarı patlamamış olur.Şimdi kalkmış bir densizlik daha yapıyor. Beni Fransa ile mukayese ediyor. Başbakan’a soru soracağım. Sen Sarkozy’in Fransasına NATO kapısını açtın mı, açmadın mı, açtı.
Libya’da Kaddafi linç edilirken sen keyif çattın mı, evet çattın. Gittin Kaddafi’nin elinden ödül aldın. O linç edilirken oturdun Türkiye’de güldün.
NATO’nun Libya’da ne işi var diye estin gürledin, Libya bombalanırken sen Ankara’da keyif çattın. Önce Fransız uçakları gitti oraya, sende destek verdin. Libya petrollerini altın tabak içinde Fransa’ya teslim ettin. Kalkmış bana yurtsevelirk dersi veriyor, beni Fransa ile kıyaslamaya kalkıyor. Ben sana soruyorum. Bütün bunlardan sonra kim Fransız. Laf cambazlığı yapıyorsun. Sen otur yaptıklarına bak. Peki bunları Fransa'nın lehine yaptı, Fransa ne yaptı, Ermeni soykırımı yasasını verdi, şimdi otur bakalım, kim Fransız?”
Fransa Senatosunda kabul edilen İnkar Yasasına ilişkin hükümetten “Biz her türlü yaptırımı uygulayacağız” seslerinin yükseldiğini belirten CHP Genel Başkanı, “Göreceğiz, geçmişte bunu İsviçre için söylemişlerdi. Neyi yapacaksın, dün söylüyorsun bugün aksini yapıyorsun” dedi.
-“OBAMA’NIN KUCAĞINA OTURDU”-
Hükümetin izlediği dış politikayı eleştiren CHP Genel Başkanı, şöyle dedi:
“Irak’ta 1.5 milyon Müslüman öldürüldü. Binlerce Müslüman kadına ABD askerleri tecavüz etti. Eşbaşkanıydın sen o işlerin. O katliamların sorumlusu da sensin.
Daha önce sormuştum Obama seni kucaklamayıp ta kimi kucaklasın diye. Evet her dediğini yapıyorsun. Seni kucaklamayıpta kimi kucaklayacak.
Güney Kıbrıs kesimini de asıp keseceklerdi.Beyefendi bir Amerikaya gitti, Obama bir kucakladı. Döndü geldi, bizde doğalgaz arayacağız.
Irak işini halletti. Suriye’ye bizde savaş açacağız diyor. Karar alınırsa biz de gireceğiz diyor. Yetmedi mi 1.5 miyon insanın kanı, yeni kanlar arıyorsun, yeni savaşlar arıyorsun.
Ortadoğu’da Amerika’nın taşeronluğunu yapıyor.”
-“POSTMODERN DİKTA REJİMİ”-
“Rejimin adı demokrasi ama gerçek demokrasi değil" diyen CHP Genel Başkanı, "AKP’nin yönetim anlayışı postmodern dikta rejimidir. Postmodern dikta rejimini de postmodern diktatörler yönetir. Recep Tayyip Erdoğan’ın durumuda budur” şeklinde konuştu.
-ANAYASA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ CEZA-
Anayasa Mahkemesi'nin CHP’ye verdiği cezayı hatırlatan CHP Genel Başkanı, “Neden biz Anayasa Mahkmesini meşgul ediyormuşuz, kötü niyetliymişiz. İstediğin kadar para cezası ver Sayın Başkan ne yaparsan yap Sayın Başkan. Hukukun üstüğünlüğü bu ülkeye ya gelecek ya gelcek, sana rağmen gelecek. Ne yılarız ne korkarız, bizim davamız hukuk davasıdır” dedi.
Pazar günü isimsiz e-mail geldiğini ve Adalar Belediye’sinin basıldığını kaydeden CHP Genel Başkanı, "Rüşvet defterini Kayseri davasında Başbakan’a gönderdik. Orayı soruşturan kimse var mı? Şu oldu bu oldu, basacaklar, basmazsanız namertsiniz, her tarafı basın” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na "örgüt lideri" diye 397 yıllık hapsinin öngörüldüğünü kaydeden CHP Gehel Başkanı, "İnsaf. Genelkurmay Başkanın'dan terörist olursa anakent belediye başkanından örgüt lideri çıkar, normal” dedi.
CHP Genel Başkanı, "Bu postmodern dikta yönetimlerinin bir özelliği var, eğer sıkışırsa derhal muhaflet cephesine geçiyor. Onun için bu anlayışa karşı son derece dikkatli olmamız lazım” dedi.
-HAZRETİ EYÜP, ŞEYH BEDRETTİN, SEYİT ONBAŞI, UĞUR MUMCU-
CHP Genel Başkanı, konuşmasının sonunda ise, "Yurtaşlarımıza daha fazla gideceğiz. Korkmamalarını isteyeceğiz. Bu yolda Hazreti Eyüp kadar azimli ve sabırlı olacağız. Şeyh Bedrettin kadar cesur olacağız. Çanakkale’deki Seyit onbaşı kadar cesur yürekli, yiğit ve Uğur Mumcu olacağız” diyerek bitirdi. ANKA