“Ben yazmıştım” demek hiç hoşuma gitmiyor. Ama gerçek şu ki, 27 Eylül 2011'de yine bu köşede yazdım. "İşte PKK'nın para kaynağı" başlıklı yazımda sadece Uludere'den Türkiye'ye haftada 7-8 TIR büyüklüğünde kaçak mazot girdiği gerçeğini ortaya koydum.
Bu kaçakçılığın, bölge vatandaşı, asker ve PKK işbirliği ile gerçekleştirildiğine dikkati çektim. 7 Ekim tarihli yazımda devam ettim.
Sınırlarımızdaki kaçakçılık faaliyetinden "darphane gibi para basılıyor" dedim.
Yetkililerin dikkatini çekmeye çalıştım. Acil müdahale edilmesi gereğinin altını çizdim.
Kimse oralı olmadı. Bölgedeki kaçak sigara ve mazot kaçakçılığı artarak devam etti.
Çünkü, herkes mutluydu. Herkes cebini dolduruyordu. PKK, asker ve bölge vatandaşı arasında işleyen bu kirli çarka çomak sokan olmadı.
Sonuçta 35 can gitti!
***
İşte 27 Eylül tarihli yazımdan bir bölüm:
Terörle mücadelede önemli bir zafiyet noktamız var. Önce var olan gediklerin tıkanması ve terörün para kaynaklarının kesilmesi gerekli. İran ve Irak sınırındaki kaçakçılar PKK'ya çalışıyor.
Terör örgütü sigara ve akaryakıt kaçakçılığından para basıyor.
Önce sigara kaçakçılığından başlayalım...
Barzani, Talabani ve PKK üçlüsü tarafından yürütülüyor. Bulgaristan'da toplanan 4. sınıf tütünler, gemilere yüklenip Lazkiye'ye gönderiliyor. Bunların tek alıcısı Talabani ve Barzani. Sigara kağıtları da İtalya ve Çin'den sağlanıyor. Kuzey Irak'ta sahtelerin dışında "prestige" marka bir sigara üretiliyor. Ardından PKK kampları devreye giriyor. PKK, Barzani'den bu sigaranın paketini 40 kuruştan alıyor. Üzerine peşin yüzde 10 vergi koyup, kaçakçıya devrediyor.
Ardından katırlarla Türkiye'ye taşınıyor. Bir katır 400 paket sigara getiriyor.
Fiyat, sınırımızı geçer geçmez 1,2 liraya yükseliyor. Siirt ve Van gibi şehirlere ulaştığında da 2-2,5 liradan satılıyor. Büyük şehirlerde fiyat daha yüksek. PKK bu işten hem büyük paralar sağlıyor. Hem de naylon karışımlı kağıtlara sarılı bu kötü tütünlerle halkı zehirliyor.
İster inanın, ister inanmayın, ama bu kaçakçılardan yakalanan yok gibi. Ancak, tesadüfen yakalanırsa da sonuç değişmiyor.
Devlet, bunları Başkale, Uludere ve Çukurca bölgelerinde deposu olmadığı için yeddi emine teslim ediyor. Yeddi emin de "emniyeti suiistimal" suçu işleyip piyasaya sürüyor. Çark, sürekli dönüyor, ama hiç biri hakkında işlem yapılmıyor.
Şimdi gelelim akaryakıt kaçakçılığına...
Biz, Türkiye'den Irak'a birinci sınıf mazot ihraç ediyoruz. Bu mazot, Barzani ve PKK tarafından yeniden işleniyor. İçine çeşitli katkı maddeleri karıştırılarak çoğaltılıyor. Ardından da "çotura" adı verilen bidonlara konulup, katırlarla Türkiye'ye sokuluyor. Normal mazottan yüzde 40 daha ucuza piyasaya sürülüyor. PKK, yine vergisini alıyor. Üstelik, bazı bölgelerde üretim de bizzat terör örgütü tarafından yapılıyor. Sadece Uludere sınırımızdan haftada bu yolla minimum 7-8 TIR büyüklüğünde kaçak mazot geliyor.
***
Bitmedi, o yazılarda başka ayrıntılar da verdim. Bölgede kaçakçılık için kullanılan 14-15 bin katır bulunduğundan bahsettim.
Aylık cironun 220 milyon doların üzerinde olduğunu, bunun da 20 milyon dolarının PKK'ya gittiğini yazdım.
Devam edip, bu para ile PKK'nın 2.500 kişilik bir terörist grubunu silahla donatabileceğini, mermisini alıp, karnını doyurabileceğini kaydettim.
Yetmez, bütün bunları "a haber"de ve "Ülke Tv"de katıldığım "Gazeteci Milleti" programında da anlattım.
Ama bu gerçeğin üzeri hep örtüldü.
Duyanlar duymazlıktan geldi. Bilenler bilmez gibi davrandı. Bu kirli kazanca ortak olanlar kıllarını kıpırdatmadı.
35 can gittikten sonra da ağlıyor ve dövünüyoruz.
Hep birlikte sorumlu arıyoruz!..
Oysa, dört bir yanımız sorumlularla dolu.
Birincisi, olayın ardından Türkiye'ye posta koyup akıl vermeye çalışan Barzani. Çünkü, bu kirli çarktan en büyük payı o alıyor. İkincisi, bu kaçakçılığı yönlendiren PKK terör örgütü.
Üçüncüsü de o bölgedeki kaçakçılık faaliyetlerine gırtlaklarına kadar batmış olan askerler.
İçlerinde en masum olanlar, kaçakçılığı fiilen gerçekleştiren, ancak bunu ekmek parası için yapan, toprağa verdiğimiz o insanlar! Olay öylesine acı ve girift ki...
Önümüzdeki günlerde yazmaya devam edeceğim.
Emin Pazarcı - Takvim