Geçtiğimiz 14 Şubat Sevgililer Günü için ülkemizde bir araştırma yapılmış; haberlere ve gazetelere konu oldu, mutlaka duymuşsunuzdur. Tespitlerden bir tanesi ve en dikkat çekeni; Türkiye’de severek evlenen kişilerin %47’sinin boşanmış olduğuydu. Hakikaten ilk etapta şaşırıyor insan sonra durup soruyor tabi ki “neden acaba?” diye..
Akla ilk gelenin cevabın “insanlar artık sevdiğini sanıyor fakat aslında gerçekten sevmiyor” olduğuna eminim. Ama bir başka açıdan baktığımızda cevap değişebilir; belki de insanların sevgisinde bir problem yoktur, sadece artık boşanmak daha kolaydır! Artık boşanmak daha kolay deyince de reklam gibi oldu, bir tuhaf oldum..
Düşününce ikinci ihtimal daha mantıklı geliyor bana ama diğer yandan ilk ihtimal “Beni yabana atamazsın çevrene bir bak lütfen!” diyor.
İlk ihtimal mantıklı; çünkü eskiden insanlar görücü usulü evlenirlermiş, eşlerini seçme, tanıma gibi imkanları pek olmazmış. Yahut birinin biriyle “konuştuğu” duyulunca ikinci bir şansları pek olmazmış, ayıpmış, elalem ne dermiş sonra falanmış. Dolayısıyla insanlar evlenip bir ömür aynı yastığa baş koymak üzere yola çıkarlarmış. Şimdilerde öyle olmadığını biliyoruz. Herkes herkesle her an her şekilde tanışıp sevgili olabiliyor. Beğenmezse başka sevgili ediniyor. Çok beğenirse evleniyor. Sanki görücü usulü evlenen arkadaş şimdiki zaman arkadaşından daha mı çok beğeniyor evleneceği insanı her defasında? Bu kadar mı isabet olur? Olmaz tabi.. Bu noktada boşanmaya bakış açısı değişti demek daha mantıklı. Hepimiz farkındayız ki; artık boşanmak çok daha kolay!
Diğer yandan yani şu ilk ihtimalde; “sevgi” kavramının içi boşaltıldı demek mümkün. Ya da sevgi kavramı değişti de denebilir. Bir nevi menfaat ilişkisine dönüştü. Ben şu genç yaşıma rağmen şaşkınlıkla izliyorum olanı biteni. İnsanların ise bu denli ilginç, korkunç vb. şeyi bu denli normal karşılamalarına inanamıyorum çoğu zaman. Nasıl bu kadar normalleşmiş olabilir menfaat için alenen yapılan onca şey.. Bir avukat olarak birçok boşanma davasına şahit oluyorum örneğin. Beyefendi çok zengin, hanımefendi de en az beyefendi kadar zengin. Evlenmişler, aradan kısa bir zaman geçmiş, olmamış, boşanacaklar, eyvallah. Hanımefendinin karşı taraftan taleplerine bir bakıyorsunuz, anlam vermek mümkün değil. Son model sıfır en pahalı jeep, İstanbul’un en iyi yerinde kocaman bir arsa ve arsa üzerine inşa edilecek lüks apartman, bir başka arsa ve bir başka ev daha, bir yazlık ve bir kışlık ve tüm tatil-sağlık vs. masrafların karşılanması, daha ve daha..
Nasıl yani?
Sen zaten en az beyefendi kadar zengin değil miydin?
Bunun diğer adı açgözlülük değil de nedir? Gurur ve asalet bu boşanmanın neresinde? Nerede saygı ve nerede geçmişte kalan sevginin hatırı?..
Bir başka örnek:
Çevreden bir genç kız evlenme kararı almış pek kısa bir sürede kendinden 15 yaş büyük biriyle. İleride birtakım sorunlar olacağına delalettir bu yaş farkı evet, kimse inkar etmesin de, sevgi bu belli olmaz. Her neyse.. Muhabbet ilerler; konu sevgiye gelir, genç kız “Amaaann sen de!” der, “Sevgi mi kaldı bu zamanda! Adam çok zengin, e iyi de bir insan..”!
Ne diyeceksin?..
Senin sevgi anlayışın bu mu? diye sorsan..
İnanın “Kıskandı” der!
Böyle işte..
Sevgiyle kalın =)