21 Mayıs 2012 Pazartesi
  Giriş sayfam yap Favorilere ekle Sitene haber ekle Yaz yolla Künye İletişim Reklam Üye ol Üye girişi
Hava Durumu ISTANBUL
24/22
Şehir Seç »   
   Ana sayfa   |   Gündem   |   Röportaj   |   Medya   |   Yaşam   |   Teknoloji   |   Ekonomi   |   Spor   |   Dünya   |   Güncel   |   Anadolu   |   Siyaset   |   Sağlık   |   Arşiv
 
 
  İsrail düşmanlık peşinde!  
 
 
  Otoyolun en zor bölümü Türk firmasına!  
 
 
  Kamalak şarampole uçtu!  
 
Hasan Cemal ve Mehmet Altan'a...
  Yiğit Köymen  yigit@kozmikturk.com
30 Ocak 2012 Pazartesi  

HASAN CEMAL ve MEHMET ALTAN’a AÇIK CEVAPTIR: “DENKTAŞLAŞAMAZSINIZ” 

19 Ocak perşembe tarihli Milliyet Gazetesi’nde, H.Cemal köşesini M.Altan’a bırakmış ve onun Star’dan gönderilmesine sebep olan “Denktaşlaşmak” isimli yazısını da aynen aktarmıştır. Yazı cehalet, husumet ve akıl dışı suçlamalarla dolu. Şimdi tek tek ele almaya kalksam inanın ikisini de rezil ederim. Keşke karşıma çıksalarda Kıbrıs Sorunu’nu şöyle belgeleriyle bir konuşsak. Her neyse, yazının sadece bir yerini alarak kendilerine cevap vereceğim.

“Türkiye ve KKTC’ye büyük avantajlar sağlayan ve AKP iktidarının da en değerli ve önemli hamlelerinden birini yaparak desteklediği Annan Planı, Rauf Denktaş yüzünden saha dışına atıldı ve KKTC dünyaca tanınan AB üyesi bir konuma rahatlıkla yükselebilecekken yediği çelme ile Korsan ada kimliğinde takılı kaldı”.

Öncelikle, Annan Planı’na, “hayır” diyenin Kıbrıs Rum Kesimi olduğunu unutmuşlar. Hatta o dönemki, ABD Dışişleri Bakanı C.Powell; Türk tarafı referandumda evet demekle büyük ve tarihi bir adım atmıştır. Bundan sonra çözüm için ve KKTC'nin dışlanmaması için desteğimizi sürdüreceğiz” demiştir. Çok sevdikleri ve Annan Planı’na referandumda evet denmesi için çılgınca AKP ile birlikte çalışan Talat bile: “Rum kesiminin resmen AB üyesi olmasına karşın çözüme kadar fiilen üyeliğinin ertelenmesini istemiş, bunun yanısıra Kuzey Kıbrıs'la Güney üzerinden değil, doğrudan ilişki kurulmasını talep etmiştir.” Hadi o bilgi eksikliği olsun.

Şimdi lütfen aşağıdaki açıklamaları bir okuyun ve Allah rızası için elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin bakalım; “Plan, KKTC ve Türkiye’ye avantaj mı sağlıyordu yoksa amaç Kıbrıs’ta Türk varlığını bitirmek miydi?”

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planının bazı maddelerinin, hem Kıbrıs Türkleri hem de Türkiye için sağlam güvenlik garantileri öngördüğü şüphesizdir. Bunlardan en önemlisi de 1959 Garanti Antlaşması’nın Türk tarafı lehine genişletilerek ve sağlamlaştırılarak yürürlükte kalmasıdır. Yani Garanti Antlaşmasının yeni Kıbrıs Devleti’nin temel belgelerinden biri olarak hem BM Güvenlik Konseyi hem de AB tarafından resmen kabul görmesi öngörülmekteydi. Antlaşma yeni şekliyle sadece Ortaklık Devletinin değil aynı zamanda Ortak Devletlerin de toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenlerini garanti altına almıştır. Fakat her ne kadar antlaşma, Türk tarafının siyasi eşitlik ve eşit devlet talebini yerine getirdiği diğer yandan Rumlara toprak tavizi ve belirli ölçülerde Rum göçmenlere geri dönüş hakkı vermek suretiyle üzerinde mutabık kalınabilecek bir denge kurar gibi gözükse de, hiç kuşkusuz Türk tarafı bakımından en sakıncalı hususlar haritalar, Türk tarafının bırakacağı toprak miktarının fazlalığı (yıllardır sanki Türkiye, 1974’deki İkinci Barış Harekatı ile büyük bir suç işlemiş ve toprak tavizi vermek zorundaymış gibi bir hava yaratılmış ve BM çözüm planları genellikle yüksek miktarlardaki toprak tavizine dayandırılmıştır. KKTC’nin ortak kurucu devlet olabilmesi için toprak tavizinde istenilen yüksek miktar, çok tuhaf bir durumdur. Bu husus Türkiye’nin iyi niyetinden mi kaynaklanıyor, yoksa Rumların gerçek amaçlarına hizmet için ısrar mı var anlamak mümkün değildir) ve Rumlara verilen geri dönüş ile yerleşme haklarından kaynaklanmıştır. Annan Planı’na göre, KKTC’nin 682.56 kilometrekaresi yani % 21’i Rumlara terk edilecekti. KKTC’ne bırakılması öngörülen ve tarımsal faaliyet ile yerleşime uygun olmayan toprakların oranı ise % 27.6 olacaktı. KKTC’ne bırakılması öngörülen toprakların % 11.6’sına da güneyden gelecek Rumlar yerleştirilecekti. Böylece Türk tarafına gerçekte % 24.9 oranında toprak bırakılmış olacaktı. Esasında 1974 sonrası, Türkler güneyde gerek mülk gerekse ürün değeri son derece yüksek 88 bin dönüm bağ bırakmış, buna karşılık Güzelyurt Bölgesinde 77 bin dönüm sulu arazi almıştır. Annan Haritası’na göre bu bölgenin tamamına yakını Rumlara bırakılacak ve iyi kalite su kaynaklarının % 75.6’sı Rumlara terk edilecek, dolayısıyla KKTC’nin su ihtiyacının % 71.2’sini sağlayan kaynaklar elden çıkacaktır. KKTC sınırları içinde yeralan ekilebilir, verimli ve ekonomik değer yaratan toprakların % 66.4’ünün Rumlara terk edilmesi sonucunda da; narenciye üretiminin % 67’si, diğer tarım ürünlerinin ortalama % 70’i Türklerin elinden çıkacak ve tarım sektörünün 2001 yılında yarattığı gelirin % 33’üne tekabül eden 41.5 milyon dolar gelir kaybı olacaktı.

Bunlardan başka, BM planında verilen haritalara göre tam 40 bin Türkün (adadaki Türk nüfusun beşte birinden fazla) yer değiştirmesi planlanmaktaydı. Tabii bu kişilerin iskan sorununun da çözümü gerekmekteydi. GKRY’ne verilmesi öngörülen 682,56 kilometrekare büyüklüğündeki topraklardaki 51 yerleşim yeri terk edilecek ve yaklaşık 50-55 bin Türk yeniden göç etmek zorunda kalacaktı. Tabi birde bu insanların rehabilitasyonu, ekonomik ve sosyal sorunları da olacaktı. Annan Planı’nda Türk tarafı için sıkıntı yaratacak diğer önemli konu mülkiyet hakkı idi. Unutulmamalıdır ki, BM’nin geçmişte kabul ettiği uygulamalar “iki kesimlilik ve iki bölgelilik” ilkelerine dayanmaktadır. Yani 1974 sonrasında adanın iki tarafına göç eden Rumların ve Türklerin sahip olduğu malların toplam değeri çıkarılacak ve mahsuplaşmaya gidilecekti. Rum tarafı aleyhine çıkacak açık ise toplu tazminatla ödenecekti. Oysa Annan Planı, mülkiyet hakkını ön planda tutan ve bu hakkın iadesini öngören yeni bir sistem getirip 1974’de göç edenlerin geride bıraktıkları taşınmazların iadesini veya parasal değerini yeniden kazanmayı öngörmüştür. Bu da tamamen Rumlara yarayan ve adaletsiz bir değerlendirmedir. Çünkü Kuzeyden güneye 150 bin Rum, güneyden kuzeye 65 bin Türk göç etmiştir ve bugün bile KKTC’de yaşayan Türklerin sayısı 200 bini ancak bulmaktadır.

Yine aynı plana göre, 20 yıl içinde her yıl toplam Türk nüfusunun % 1’ini aşmayacak şekilde (yılda 2000 Rum’un) Türk Bölgesi’ne yerleşmesi öngörülüyordu ki bu 20 yıl sonunda 40 bin Rum eder. Ondan sonra da bu oran, Türk nüfusunun üçte birini aşmayacak şekilde artabilecekti. Burada iki adet tuzak bulunmaktadır. Birincisi antlaşma olsaydı, KKTC topraklarında yaşayan ve çok az geliri olan Türkler, hemen bir Avrupa ülkesine (özellikle İngiltere) gideceklerdi. İlk başta bu sayının 40 bini bulması beklenmektedir. Türk tarafının süratle boşalması Rumları cesaretlendirecek ve adanın Türk bölgesine kitleler halinde yerleşmeye başlayacaklardı. Ayrıca Türklerin elindeki topraklara çok büyük paralar vermek için büyük fonlar ayırmışlardı. Yaklaşık 20 sene sürecek bu süreç sonunda adada çok az Türk kalacak ve bir ortaklık devletinden bahsedilmesi gibi bir konunun mantığı da kendiliğinden yok olacaktı. Rumlar bu taktiği 1974 öncesinde de uygulamışlardır. O zamanda dileyen Türk’e, adaya bir daha dönmeyeceği garantisini verdikten ve topraklarını yüksek değeri ile satın aldıktan sonra pasaportla Kıbrıs dışına istediği ülkeye çıkış imkanı veriliyordu. Ama EOKA’cılar (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston-Rum Milli Mücadele Örgütü), yıllar sürecek Makarios’un bu akılcı taktiği yerine bir darbeyle çabucak sonuca gitmeyi istediler. İşte yine aynı plan uygulamaya konulmak istenmiştir.

Şimdi bu beyzadelere cevabı sizler verin. Yazması, bilgilendirmesi benden, cevabı sizlerden. Gelelim “TOROS” a. Digimedya.com sitesinde iki sene yazarlar kısmında adım tam altında yer alıyordu. Bende haliyle inanılmaz gururlanıyordum. 1994 yılında Lefkoşa’da, Cumhurbaşkanlığı konutunda kendisini ziyarete gittiğimde, gece hiç uyumamış bir halde beni karşılamış, yazılarımı okumuş. Sabah saatlerinde odasından kaçan çok sevdiği kuşunun marifetlerini yaşlı gözlerle aktarmıştı. O tarihlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey de hala hayattaydı. Bende Denktaş’a “yaşayan iki büyük Türk lideri var. Biri siz, diğeri Elçibey” demiştim. Çok hoşuna gitmiş ve bayağı duygusal bir Türk Dünyası ve Kıbrıs Sorunu’na duyarlılık ile ortak politikalar belirleme gibi hususlar üzerinde konuşmuştuk. Milli hissiyat kolay kazanılmıyor, vatan sevgisi ve uğrunda mücadele vermek herkesin harcı değil. ATATÜRK, ELÇİBEY ve DENKTAŞ….Üç Türk lideri. Ruhları her daim şad olsun. İhşallah onlara layık bir nesil yetiştirmek bize nasip olur ve AKP’liler gibi katsayının kaldırılması, zorunlu eğitimin 8 yıl yerine 4­ artı 1 haline getirilmesi (İmam Hatiplerin orta kısımlarını tekrar açma gayreti) ile siyasal-islama kurban edilmek istenen “dindar” değil “dinci” bir nesil geliştirme gafletini ortadan kaldırırız.

Son olarak, M.Altan ve dolaylı olarak H.Cemal, “Denktaşlaşmak” derken aslında millet nezdinde hiçbir zaman erişemeyecekleri bir ulvi duruşa gönderme yapmışlardır. Dedim ya önce milli hissiyat ve vatan sevgisi gerekli. O yüzden diyorum; “Denktaşlaşamazsınız”, öyle bir onura sahip olamazsınız.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
Doktora dayak gelenekselleşiyor!
Bölgeyi iyi bilen kesimler diyor ki, Suriye, Libya ve Irak gibi değildir!
  SICAK GÜNDEM
  YAZARLAR
 
Hakan Şanlıtürk
Futbol ve eğitim...
 
Beyhan Aslan
Anayasa Uzlaşma Komisyonu...
 
Selcen Doğan
Kelimeler ve kader...
 
Burcu Çeşit
Haydi!!! Hayatın tadına varalım!
 
Yiğit Köymen
Hadi hodri meydan!
 
Tuba Torun
Nisan da dostluk başkadır!
 
Safiye Kavvas
Komşumuz Suriye’de neler oluyor?
  ARAMA

 

   ÇOK OKUNANLAR
  GAZETE MANŞETLERİ
 
  DÖVİZ KURLARI
   Alış  Satış  
  USD  1,5743  1,5819  
  EURO  2,2439  2,2547  
  GBP  2,5484  2,5617  
  ANKET
Size göre aşk nedir?
Bedel ödemektir
Olmazsa olmazdır
Hikayedir
Hastalıktır
 
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |    ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM
 
RSS

Add to Google
Kozmikturk.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kozmiktürk sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama