Öncelikle Aziz Yıldırım’dan, daha dün yaptığı Mehmet Ali Aydınlar’a yönelik bazı suçlamalarıyla yazıya gireyim; “Holding sahibi, TFF Başkanı olabilirsin hatta bir gün çok daha büyük mevkilerde bile olabilirsin. Ama ASLA Fenerbahçe Başkanı olamayacaksın! Sen ve senin arkandaki zihniyetin buna gücü yetmeyecek. Sen ki; Galatasaraylı işbirlikçilerinle yönetemediğin TFF'de, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi hakkını türlü oyunlarla gasp etmedin mi? En acılı günlerinde, senin yanında olan dostlarına yaptığın gibi görevinden ayrılırken mesai arkadaşlarına ihanet edip gitmedin mi? Sırf zor günlerini atlatabilmen için sana yönetim yetkisi devredilen voleybol şubesini ilk 6 ayında kaosa sürükleyip, düzeltmem için bana gelmedin mi? Voleybolda kazanılan başarıları kendine mal ederek, kendini Fenerbahçe'nin üzerinde görmedin mi? Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe'nin ve yönetimin bağını koparıp, Fenerbahçe'yi ele geçirmek 'Fenerbahçe'yi kurtaran adam' olmak için önce Fenerbahçe'yi içinden kurtarılması gereken duruma sokmayı planlamadın mı? Bu davada yargılanan futbolcuların (İbrahim Akın ve İskender Alın) lisanslarını askıya aldırıp 'Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe aleyhinde tanıklık yapmak' kaydıyla lisanslarını serbest bırakacağını teklif ve vaad etmedin mi?"
İşin bu boyutlara nasıl vardığını da birde benden dinleyin. Son derece şerefli ve asla şike yapmayan!!!A.Yıldırım, asbaşkanı Şekip Mosturoğlu’nu, TFF’de daha önce nasıl ve hangi pazarlıklarla başkan yardımcısı yaptı? Mosturoğlu TFF’de hakem atamalarına kadar nasıl müdahale ediyordu? Haluk Ulusoy’dan sonra yapılan TFF Başkanlık Seçimlerine AKP neden müdahale etti. RTE’nin oğluna gemicik satan Hasan Doğan isimli şahıs adı sanı bilinmediği halde bir senede nasıl TFF Başkanı oldu? İşin aslına bakarsanız herkesin öncelikle bu hususları araştırması gerekmekte. Bakın, RTE her yerde kendi adamı olsun istiyor. Türkiye’de müdahale etmedikleri, ellerini uzatmadıkları veya denetim altına almaya çalışmadıkları hiçbir kurum, kuruluş, STO, Vakıf, Dernek kalmadı. Tüm bağımsız veya özerk olması gereken yapılanmalara hep başkan veya müsteşar seviyesinde (MİT, TFF, HAK-İŞ, MB, HSYK v.b) adamlarını soktular. Ülkede etik değer, liyakat, düzen bırakmadılar.
Her neyse, Mehmet Ali Aydınlar’ı TFF Başkanı seçtirende aslında Aziz Yıldırım’dır. Anlaşmaları gereği iki sene sonra A. Yıldırım başkanlığa tekrar aday olmayacak ve Aydınlar’da TFF Başkanlığı’ndan istifa edip Fenerbahçe Başkanı olacaktı. Ama işin aslı, A. Yıldırım, Aydınlar’ı TFF Başkanlığı’nda yıpratıp, başkan adayı olmasının önüne geçecek ve FB Başkanlığı’na da SOW’un transferinde 4 milyon Euro hibe eden Ferit Şahenk’i (yönetim kurulunun aynen kalması koşulu ile) getirecekti. Aydınlar, TFF Başkanı seçilip şike olayını kucağında bulduğu zaman, FB yönetiminden kendisine direktifler gelmeye başladığında, A. Yıldırım’ın anlaşmaya sadık kalmayacağını anladı ve FB’yi küme düşüren FB başkan adayı olmamak için sürekli olarak “şike yaptıkları ile ilgili derin şüpheler ve kanıtlar olan takımlar hakkında alınması gereken nihai kararları” almadı. Yani Aydınlar, Fenerbahçe'yi küme düşüren federasyon başkanı ve müstakbel FB Başkan adayı olmak istememiştir. İşin aslı budur ve bu durumda görevini kötüye kullanmaktır. TFF Başkanı'nın görevi, tuttuğu takımı küme düşmekten kurtarmak değil, futbolu adil yönetmektir. 3 Temmuz'dan istifa ettiği güne kadar Fenerbahçe'yi düşürmemek için elinden geleni yapmış, kapalı kapılar ardında Fenerbahçeli yöneticilerle pazarlıklara girmiş ve 58. maddenin de bir defalık delinmesi için UEFA'daki tüm görüşmeleri organize etmiştir.Yani, "Fenerbahçe'yi düşürmeyeyim" derken Türk futbolunu içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştur. Sonra da çıkıp "Fenerbahçe'nin uğrayacağı tüm maddi ve manevi zararları ben karşılarım demiş ve FB’ye Başkan olma arzusunu dile getirmiştir. Hatta FB Başkanlığı’ndan istifa ederken: "Arkadaşlarım belgeyi benden gizlemişler" diyerek Lutfi Arıboğan ve İlhan Helvacı'yı hedef göstermiştir. Biraz akıllı olsa, sezon başı FB’nin şampiyonluğunu alıp, TS’yi şampiyon ilan edip, FB’den, İBB’den BJK’dan ve Sivas ile Mersin İdman Yurdun’dan puan silseydi. Birde üzerine “aslında UEFA FB, BJK ve Sivas ile Mersin İdman Yurdu’nun küme düşürülmesini istiyordu biz inisiyatifi ele alıp aldığımız kararlarla bunların önüne geçtik” deseydi ve TFF olarak bu tarz bir hava yaysalardı kahraman olurdu. Ama 20 Temmuz günü süper ligin başlangıcını ilk uzatma kararından itibaren bu şansını da kaçırdı ve maalesef o günden sonrada istifa ettiği güne kadar olan süreci Türk Futboluna yaşattı. Yanlış anlaşılmasın ben Aydınları, bin adet A.Yıldırım’ a değişmem. A.Yıldırım’dan bin kat daha kaliteli ve haysiyetli bir adamdır Aydınlar.
Son olarak, şimdi tekrar başa dönün ve A. Yıldırım’ın, M.A.Aydınlar hakkındaki suçlamalarını bir okuyun. Neticede Aziz Yıldırım’a has yöntemlerle yönetilmek (gizli, saklı mafyaya ait uygulamalar) istenilen Türk futbolunu bu hale getiren herkes hesap vermelidir. Son 12 yılda A.Yıldırım’ın yaptığı tüm icraatler ve FB’nin kazandığı şampiyonluklar irdelenmelidir. Soruşturma daha da derinleştirilmeli, son 12 sendeki TFF Yönetim Kurulu, Başkan Adayları, Süper Lig kulüp başkanları, MHK başkan ve üyelerinin de ifadelerine başvurulmalıdır. İşte o zaman, hangi siyasilerin, mafya babalarının, şike çetelerinin kimlerin kontrolünde usulsüzlükler ve ŞİKELER yaptığı açığa çıkacaktır. Türkiye, AKP’nin ve FB’nin çiftliği değildir.