Tartışmalara konu olan Trump – Erdoğan Zirvesi gerçekleşti. Yaşananları herkes kendi dünya görüşüne göre değerlendirdi. 

Öncelikle kriz yaşayan iki ülke arasında diyalog kanalının açık olması iyi bir durum. Konuşarak, tartışarak ilerlenebilir. Bu yapılmadığında tek yol silaha sarılmaktır.

Amerika ile Türkiye arasında doğan anlaşmazlıkların Türkiye’den kaynaklandığını kimse söyleyemez. Problemlerin kaynağı Amerika’dır, Amerika’nın Siyonist politikalarıdır.

ABD müttefiklik hukukuna hiç uymayacak şekilde Türkiye’nin canını yakmış ve buna devam etmektedir. Üstelik bu davranışı yeni de değildir, yıllardır aynı çizgide yürümüştür.

ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinde alıştığı şey ‘her dediğini yaptırabilmektir’ ifadesiyle özetlenebilir. Türkiye son yıllarda ‘bu dediğin olmaz’ tavrı koyduğu içindir ortadaki krizin nedeni. Türkiye ‘hayır’ deme noktasına da boş nedenlerden ötürü gelmemiştir. Zira artık bıçak kemiğe dayanmış, ülkenin bekası tehdit edilmiştir. Türkiye bölünmek istenmiştir.

ABD’nin dayattığı ve bölme eksenli şartlar Türkiye’yi karşı duruşa ve tedbirler almaya zorlamıştır. Türkiye’nin sadece kendi çıkarlarını gözeten adımları bu sefer ABD’yi öfkelendirmiştir. Ortaya birbirine öfkeli iki sözde müttefik ülke çıkmıştır.

Türkiye’nin savunma amaçlı taleplerine de yok diyen Amerika alınan S-400’ler için fırtına koparmıştır. Bu durum bile anlaşılır olmaktan uzaktır. Kötü niyetli sözde dostlara karşı tedbir almak Türkiye’nin doğal bir hakkıdır.

Erdoğan-Trump görüşmesinde bence gol olan şey; CIA’nın da Ferhat Abdi Şahin isimli YPG teröristini ‘terörist’ olarak kaydetmesi ve bunun Erdoğan tarafından dünyaya ilan edilmesidir. Bu aynı zamanda suçüstü halidir.

Diplomaside laflara değil icraatlara bakmalısınız. Amerika bugün başka yarın başka konuşur ve davranır. Bugün karşı tarafın lehine sonuçlanan müzakereyi yarın fırsat bulduğunda kendi lehine çevirmekten sakınmaz. Buna örnek vermek isterim... Milli Savunma Bakanlığı yapmış Oltan Sungurlu’dan dinlemiştim. O dönemde Amerikalılarla sıkı müzakereye giren ve Türkiye’nin lehine sonuç alan Sungurlu, ilerleyen yıllarda Amerikalıların anlaşılan şartları değiştirerek kendi lehlerine çevirdiğini üzülerek gördüğünü kaydetmişti. Devlette devamlılık esas olmayınca dün kazandığınızı bugün kaybedebilirsiniz.

Zirvede, medyaya açık olan bölümde gördüğümüz kadarıyla, Erdoğan lafları gediğine koydu. Bu gerçek, propaganda açısından önemli. Lakin diğer önemli olan husus uzlaşma olup olmadığıdır. Amerika S-400’leri sorun yaparken, Suriye’de terör örgütünü korumada diretirken anlaşma olmasını beklemiyorum. Amerika ancak Türkiye her dediğini yapacak hale gelirse bizimle dost olacak gibi görünüyor. Bu yaklaşımın devam etmesi halinde iki ülke ilişkileri bugünkünden de kötü olacaktır. 

Görüşmek iyi ama sonuç ne? Ona bakmalıyız.

Herkes durduğu yerden değerlendirme yapmamalı. Esas olan Türkiye ve menfaatleri olmalı.