Hatırlarsanız birkaç gün önce CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, “NATO’nun Libya’ya operasyon yapmasını ve Türkiye’nin oradaki konumunu izlerken müthiş üzüntü duydum. Kaddafi’nin onun bunun ayakları altında kalmış görüntülerini izlerken içim nasıl acıdı anlatamam size” dedi.

Baykal’ı bu konuda duygusal yapan gerekçe Kaddafi ile yaşadığı tarihi hatıradan kaynaklanıyor. Zira Baykal’ın 1974 de Kaddafi ile sıcak bir diyoloğu olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, sözü Libya’nın Kıbrıs Harekâtı’nda Türkiye’ye verdiği desteğe getirerek “Kaddafi’nin o zaman ‘Elimdeki bütün silahlar Türk Ordusunun emrindedir, emrine amadedir, depolarım açıktır, nerede ne istiyorlarsa gelsin alsınlar’ dediğini hatırlatmıştı.

Bu ifadeleri dinleyince içim bir kez daha cız etti. Yüreğim burkuldu. Boğazım düğümlendi.

Çünkü ortada büyük bir trajedi vardı. Çünkü Türkiye’yi 1974 harekatında tüm riskleri alarak destekleyen Kaddafi’ye zor günlerinde el uzatılmamış yalnız bırakılmıştı.
Her iki liderin, Baykal ve Erdoğan’ın bahsettiği olay 1974 de yaşanmıştı ve Türk tarihi açısından bence altın harflerle yazılacak nitelikteydi. Kaddafi Türkiye’nin kara gün dostuydu.

Muammer Kaddafi 1969 yılından beri Libya’nın başındaydı. Darbe sonucu yönetime gelmişti. 42 yıllık bir liderdi. İngiltere Kraliçesi tek rakibiydi.

Hepsinden önemlisi Kaddafi Türk dostuydu. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda Amerika’dan çekinmeden Türkiye’ye destek vermiş, ambargoyu delmişti. Türk müteahhitler için büyük kazanç kapısıydı. Milyarlarca liralık projeler alıyor ve yapıyorlardı. Kaddafi PKK’lılara da geçit vermemişti.

Ağustos ayında başkent Trablus’taki sarayı asiler tarafından ele geçirilince memleketi Sirte ye gitti.

Protestoların başlamasından sekiz ay sonra memleketi Sirte’de bir tünelde yakalanarak silahlı isyancılar tarafından hunharca katledildi. O görüntüleri izlerken kendimi çok kötü hissettiği belirtmeliyim.

1974 de NATO’da görevli bir diplomat olan Emekli Büyükelçi Taner Baytok’un anlattığı şu tarihi hatıra Türk insanının Kaddafi sevgisinin temelinde yatan gerçektir.
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan hemen sonraki Türk-Yunan savaşı ihtimali vardı. Türkiye’nin buna tedbir alması şattı. Ordunun silah eksikleri için İran ve Irak’ın kapısı çalındı. İran iş olsun diye bir iki malzeme gönderdi. Irak ise istediklerinizi Libya’da bulabilirsiniz’ öğüdü verdi.

Hemen Libya ile temas kuruldu. Kaddafi bir ABD üssünü kapatmıştı. Orada bol miktarda silah ve malzeme olduğunu, bunları gönderebileceklerini bildirdi. Kısa bir süre sonra da 4 uçak dolusu silah ve malzeme Türkiye’ye gönderildi.

Ecevit Başbakan Hasan Esat Işık Milli Savunma Bakanı o dönem. Türkiye Kaddafi’ye teşekkür mektubu yazdı, Baytok o mektupla Libya ya uçtu. Libya genelkurmay başkanına Türkiye’nin silahların parasını ödemek istediğini söyledi, ilave silah desteği istedi.

Libya Komutanı, para istemediklerini iletti. “Depolarda işinize yarayacak ne varsa verebiliriz”

Heyetteki Türk subaylar depoları dolaştı, alınacakları tespit etti. Sonra da onlar uçağa yüklenip getirildi. Daha sonra jest olsun diye Libya’nın kurtluş törenlerine Deniz Baykal temsilci olarak gönderildi.

Baykal’ın elinde bir de teşekkür mektubu vardı. Kaddafi’ye zor da olsa ulaştı. Ertesi gün Kaddafi’nin randevusuna iştirak ederek mektubu sundu. Kaddafi iltifatlarda bulundu, “Türklerle gurur duyuyorum” dedi. Birkaç gün kalın konuk olmasını istedi baykal’dan. Baykal ziyaereti uzattı. Ardından da Kaddafi’nin uçağıyla Türkiye’ye döndü.

Baykal ayrıca o ziyarette Kaddafi’yle birklite Libyalı askerlerle toplantıya ve yemeğe katıldı. Kıbrıs Harekatını anlattı. Kaddafi’nin o randevuda Türk heyetine sorduğu, “Neden Kıbrıs’ın tamamını işgal etmediniz? Eğer Yunanistan kıpırdarsa size elimizden gelen bütün yardımı yaparız” sözleri de tarihi nitelikteydi.

Kaddafi Türkiye için bunları yaparken yıllar sonra Türkiye Kaddafi’nin katledilmesini sadece seyretti. Ülkesinin yıkılması, yağmalanmasında yanında duramamak bir yana hiç olmazsa canını kurtararak Libya’dan çıkması dahi sağlanamadı.

İnsan olanın içini acıtan tarihi bir olaydır bu… Libya da geçim derdi yoktu. Her evlenene ev verirdi Kaddafi.

Anlattığım tarihi hatıranın tanıklarından Taner Baytok Kaddafi için, o devrimci, haksızlıklara karşı çıkan, ülkesini bir diktatör gibi değil, halkıyla birlikte yöneten liderdi tanımını yapmıştı

Kaddafi nin Danışmanı Salih Rus medyasına şöyle demişti:

“Bu devrim değildi. Bu, Kaddafi ve diğer birçok ülkenin liderlerine karşı bir komploydu. Bu, Kaddafi ve Mısır ile Tunus devlet başkanlarının devrilmesi için titizlikle hazırlanan ve ustalıkla hayata geçirilen bir plan. Asıl amaç İslam’ı din olmaktan çıkarıp, kültürel bir olguya dönüştürmektir. Eski ABD Başkanı Richard Nixon’ın ‘Bizim, dünyaya Ömer Hayyam ve modern uygarlığın gelişimine katkıda bulunan diğer alimleri bahşeden İslam’a ihtiyacımız var’ ” ifadesi ilginçtir. Kaddafi’ye komployu ABD organize etti. ABD, Kaddafi’nin Batı kültünün ve Batı hayat tarzının düşmanı olduğunu, dünyadaki düzeni yıkmaya çalıştığını sanıyordu. Bu nedenle Kaddafi’ye karşı 40 ülke, 8 ay boyunca savaş yürüttü.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, ‘Libya’da Hafter’in etnik temizliğe tabi tuttuğu Barbarosların, Turgut Reislerin torunları olan ve sayıları 1 milyonu aşan Osmanlı bakiyesi Köroğlu Türkleri de var, Hafter onları da yok etmenin peşinde.’

Irak’taki ve Suriye’deki Türkmenler, Balkanlar’daki Türkler, Kırım’daki kardeşlerimiz, Kafkasya’daki Ahıskalılar neyse, Libya’daki Köroğlu Türkleri de odur.”
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “Erdoğan Kaddafi konusunda öyle şeyler söyledi ki şu anda Kaddafi’nin kemikleri sızlıyordur. Erdoğan, Kaddafi’nin Kıbrıs Barış Harekâtı’na desteğini anlatıyor. Keşke Kaddafi’nin başı ezilirken bunları hatırlasaydı. Kaddafi ölür ölmez Libya’ya uçak kaldıran, Libya’ya çantalar dolusu parayla yeni hükûmete desteğe koşan Erdoğan” eleştirisini de kaydetmekte yarar var.

Libya’da uluslararası toplumun tanıdığı El Serraj yönetimine Türkiye, Katar, İtalya destek veriyor. Hafter’a bağlı güçleri de ABD, Fransa, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya destekliyor.

Türkiye, Elçibey’e, Denktaş’a yaptığı vefasızlıkların bir örneğini de Libya da sergiledi. Kaddafi’ye ahde vefada bulunmadı. Yazık etti…

Libya’ya gidildi çünkü Prof. Dr. Tufan Gündüz Hoca’nın aktardığı gibi ‘Türk beklenendir.’ Tabi Türk tuzaklara karşı da uyanık olandır...