Merhum Süleyman Demirel siyasetimizin fenomen isimleri arasındaydı.

“Dün dündür bugün bugün”, “Benzin vardı da biz mi içtik”, “Neresini sıkacaktım kardeşim?”, “70 sente muhtacız”, “Yollar yürümekle aşınmaz” sözleri Demirel’den miras kaldı, unutulmadı ve unutulacak gibi de değil.

Bir de vatandaşların Demirel için söyledikleri var. Onların en popüler olanı, “Kurtar bizi baba” olanı…

Bunları hatırlatmamın nedeni; 2002’den beri iktidar olan ve her seçim bu durumunu daha da pekiştiren Ak Parti ve Tayyip Erdoğan’ı yenebilecek bir ismin halen bulunamamış olması. Bu kafayla gidilirse öyle bir ihtimalin olmayacağı da söylenebilir. Yani vatandaş Erdoğan’dan kurtulmak istese de “Kurtar bizi baba” diye bağıracağı kişi yok.

Saadet Partisi’nin mesafeli duruşu, İYİ Parti’nin kurulması, HDP seçmenindeki kızgınlık Ak Parti’nin muhakkak ki işini zorlaştırdı. Bunlara ekonomideki problemler de eklendiğinde iktidarın işinin bu sefer kolay olmayacağı ifade edilebilir. İYİ Parti – SP ittifakının gerçekleşmesi ise iktidar açısından daha yıkıcı olacak bir senaryo olarak görünüyor.

Ama…

İşin başında Tayyip Bey olduğu için olmayacak şey 'olur' kılınabilir.

Belli bir oy potansiyeli yakalayan İYİ Parti bundan sonra FETÖ operasyonlarının hedefi olabilir. Bu partinin il ve genel merkez yönetiminden bazı isimler FETÖ eksenli gözaltına alınabilir. Bu durum da FETÖ’ye müthiş öfkeli halkın iyimser bakışının kırılmasına neden olabilir. Tabi bunun “mağduriyet yaratacağı, İYİ Parti’nin işine yarayacağı” görüşünde olanlar da çıkabilir ama ben o fikre katılmam.

Aynı şekilde SP'ye yönelik farklı bir siyasi operasyonla da karşılaşılması olası...

Partiler arasındaki temaslar önemli ancak daha önemlisi, muhalefet cephesinde ‘Cumhurbaşkanı Seçimi’nde Erdoğan’ın karşısına kimin çıkacağı…

Abdullah Gül isminin ortalıkta dolaştırılıyor olması doğrusu beni şaşırtıyor.

Mesela ben, “Vatandaş, Erdoğan’a karşı Abdullah Gül’ü niye desteklesin?” sorusuna verilecek yanıtları merak ediyorum. Sonuçta son yıllarda ayrı düşseler de ikisi de aynı çizgiden geliyorlar. Yıllarca aynı iktidarın sorumluluğunu paylaştılar. Üstelik Erdoğan mert ve açık olduğu için Gül’den fersah fersah yukarıda.

Kamuoyundaki genel kanaate göre Erdoğan, Gül’ü ezip geçer. O zaman da muhalefet bir fırsatı daha tepmiş olarak 5 sene sonrasını beklemeye başlar. Buradan açıkça yazmakta sakınca görmem. Erdoğan – Gül yarışı olsa tereddütsüz ‘Erdoğan’ı desteklerim. Erdoğan – Akşener yarışsa yine ‘Erdoğan’ derim.

Her şeyden önce Erdoğan’ın karşısına çıkacak adayın modern, sosyal demokrat yanlı, milliyetçi ve muhafazakar ile liberal seçmenin kabulleneceği, Türkiye’nin kutuplaşma ve dış politika sorunlarının üstesinden gelebilecek tecrübe ve ağırlıkta olması gerektiği kanısındayım. Ekmelettin İhsanoğlu gibi ikinci bir hata seçmeni kızdırır ve muhalefet liderlerinin de başını yiyebilir.

Aday konusunda benim önerimi merak edenler varsa şöyle söyleyebilirim:

“Bir Rizeli’yi ancak başka bir Rizeli ile yenebilirsiniz. Yarım Rizeli ile olmaz…”

BAŞBAKAN KİM OLUR?

Erdoğan'ın Merkez Bankası rahatsızlığı biliniyordu. Şimdi Mehmet Şimşek'den de hoşnut olmadığını öğrendik. Tayyip Bey arkasından iş çevrildiğini öğrenirse muhatabı kimse faturasını öder. Bunu yıllar bize öğretti. Başbakan Binali Yıldırım'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olacağı söylentileri epeydir gündemde. Ak Parti kongresini öne çekti. Yıldırım'ın değişme olasılığı yüksek. Yerine kimin geleceği merak ediliyor.

Sizler farklı yerlerde farklı isimler okuyor olsanız da ben Faruk Çelik ismini not etmenizi öneririm...

Sevgiyle kalın…