“Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak…”

Bunu ‘Kızılderili mesajı’ olarak biliyoruz. Oldukça etkileyici bir söylem ve itirazı olan yoktur sanırım.

“…Midi deresinden alınan numunede toplam siyanür, askıda katı madde ve demir oranlarının Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğindeki ilgili sınır değerlerini aştığı görülmüştür.”

Bu da Valilik açıklaması…

Kaz Dağları’ndaki maden araması için kesilen ağaçlar, doğaya verilen zarar şu ara popüler gündemimiz. “Efendim protestoların, çevreci eylemlerin altında şu var, bu var…” deniliyor.

Peki bunu diyen arkadaşlara şu bilgileri okutalım önce:

Altını ayırmak için toprağa sıvı siyanür çözeltisi püskürtülüyor, siyanür altın elementi ile kimyasal bağ kuruyor. Siyanür ve oksijen çözeltisi altını sıvılaştırarak topraktan ayırıyor. Siyanüre bulanmış toprak suni göletlerde biriktiriliyor. Göletlerden sızıntı olduğunda siyanür yer altı sularına karışıyor ve geri dönülmez çevre yıkımları yaşanıyor. 30 gram altın için 200 ton toprak siyanürle zehirleniyor.

Ayrıca siyanürün 2. Dünya savaşı sırasında Nazi kamplarında biyolojik silah olarak kullanıldığı da aktarılır.

Gözlerinizin gördüğü bu satırlar sizi ürkütmüyor mu? Manzaradan hoşnut musunuz? Öyle yada böyle ‘yazık’ değil mi?

Türkiye’nin her yanında siyanür göletleri oluşturuyorsunuz. Suya karışan siyanürün buharlaşması halinde insanlar aniden ölmeye bile başlayabilirler. Bergama, Uşak, Erzincan, Kütahya, Çanakkale, Gümüşhane…

Hepsi iyi insanların yetiştiği adresler. O insanlarınızı, burunlarının dibinde her an canlarını alacak potansiyelde siyanür tehdidi altında yaşatıyorsunuz…

Kaz Dağları için ayağa kalkan çevreci, duyarlı arkadaşların Laz Dağları (Karadeniz’deki maden sahaları için kullanıyorum) için neden duyarsız kaldıklarını da sormazsak olmaz…

Yine bu bölgelerde yaşayanların, bunları kendilerine reva gören bir iktidara çuval çuval oy vermelerini anlamamak da mümkün değil…

Mesela…

Gümüşhane de daha önce Koza Altın’a ait siyanür havuzlarının yakınındaki Dibekli köyünde 120 kişi siyanürden zehirlenmiş, Harşit Çayı’nda toplu balık ölümleri yaşanmıştı.

Gümüşhane’de 1 ay önce başka vahim bir olay daha yaşandı.

Merkeze bağlı Karamustafa Köyü’nde özel bir şirketin işlettiği madende plastik atık borusu patladı. Kimyasallar çevreye yayıldı. 'Olayda sabotaj var mıydı, neden nakil borusu plastikti, çevreye verilen zararın boyutu ve insan sağlığına etkileri ne denli büyük'merak edildi.

Söz konusu maden şirketinin sabıka sicilinin kabarık olduğu ve daha önce bazı cezalara maruz kaldığı öğrenildi. Karamustafa Köyü Muhtarı Tuncer Çelik, atıkların dereye aktığını gördüklerini belirterek “Eğer bunun insan sağlığına zarar verici bir durumu yoksa bozdurma barajının ne gereği var, direk dereye akıtsınlar. Bölgede yapılan tarımsal ürünler ne olacak? İnsanlar bu ürünleri gönül rahatlığıyla nasıl tüketecek, derede ki balıklar yaşamlarını nasıl sürdürecek” tepkisinde bulundu.

Siyanür liçi ile ayrıştırma

Gümüşhane TEMA Vakfı Temsilcisi Yusuf Oral da madende atık barajına atık transferi için döşenen boruda meydana gelen patlamanın çevre felaketine neden olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:

“Geçtiğimiz yıllarda da benzer felaketlerin yaşandığı işletmede çevre sağlığından uzak yeterli önlemler alınmadan çalışmalara devam ediliyor. Yapılan onca uyarılara rağmen dikkat edilmemesi ciddi endişe duymamıza neden olmaktadır. Maden işletmesinde cevher zenginleştirmek için yapılan siyanür liçi sonrası atık barajına gönderilen ve yüksek miktarda ağır metal içerikli atık çevreye yayılarak Karamustafa deresine ulaşmış durumdadır. Siyanür her ne kadar farklı kimyasallarla bozundurulmuş olsa da siyanür içermesi yüksek olasılıktadır. Konuyla ilgili olarak ilgili kurumların acilen vadi boyunca Karamustafa’dan Torul barajına kadar dereden su kullanımını direk ve dolaylı yollardan engellemesi gerekmektedir. Benzer çevre felaketlerinin yaşanmaması için ivedi olarak denetim ve kontrollerin yapılması gerekmektedir.”

Gümüşhane’nin 2 Milletvekili de çevre protestosu için adres seçen çevreciler gibi bu vahim olay karşısında seslerini bile çıkarmadı. Lakin CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan duyarsız kalmadı,‘felaket’ uyarısı yaptı.

Aydoğan, sızıntının karıştığı derenin geçtiği dört köy ve dere yatağına çöken kimyasal maddeler nedeniyle Tirebolu’ya kadar ulaşacak bir felaketle karşı karşıya olunduğunu vurguladı. Konuyla ilgili araştırma önergesi verdi. Aydoğan yetkililerin konunun ciddiyetinin farkında olmadığını savunarak şöyle dedi:

“Dere yatağına çöken ve kalıcı hasar bırakacağı ifade edilen kimyasalların uzun vadede daha büyük felaketlere sebep olacağı da tarafımıza gelen bilgiler arasında. Bu felaketin sınırlarının dereler aracılığı ile Tirebolu’ya kadar uzanacağı da öngörülüyor. Kurumların acilen vadi boyunca Karamustafa’dan Torul Barajı’na kadar dereden su kullanımını direk ve dolaylı yollardan engellemesi gerektiği de yine çevreci dostlarımız tarafından ifade ediliyor. Benzer çevre felaketlerinin yaşanmaması için ivedi olarak denetim ve kontrollerin yapılması gerekliliği açıktır. Yaşanan bu olayın felakete dönüşmesi ve binlerce insanın zarar görmesi an meseledir.”

Valilik ne yapsın?

Valiler devletin illerdeki temsilcisidir. Atama yöntemleri yüzünden bu vasıflarını korkusuzca kullandıklarını söyleyemeyiz.

Karamustafa Köyü’ndeki vahim olay sonrası Valiliğin içinde bulunduğu durumu anlamak zor değil. Lakin Vali, halkın, bölgenin, devletin çıkarları için gerekirse koltuğundan olmayı göze alabilmelidir.

Merkez Karamustafa Köyü’ndeki olayla ilgili Gümüşhane Valiliği iki açıklama yayınladı.

18.07.2019 tarihli ilk bilgilendirmede şöyle denildi:

“İlimiz Karamustafa Köyü'nde bulunan Yıldızlar Madenciliğin atık barajına atık su basan borulardan birinin kopması neticesinde atık barajına gitmesi gereken kirli su, baraj kenarında temiz yüzey sularının ve yağmur sularının taşınması için yapılmış olan kuşaklama kanalına karışarak söz konusu kanal marifetiyle dereye ulaşmış olup, olay haber alınır alınmaz yetkili görevliler ve teknik personel olay yerine ulaşmışlardır. Olay yerinde yapılan ilk incelemede; patlayan borunun oluşturduğu olumsuz durumun yaklaşık 2 saat sonra ilgili firma tarafından yapılan müdahaleyle giderildiği ve dereye atık su akışının kesildiği görülmüştür. İvedilikle kuşaklama kanalı ve dereden numuneler alınmış olup, laboratuvara gönderilmektedir. Derede oluşan kirliliğin hangi boyutta olduğu ve oluşturabileceği etkiler yönünden detaylı incelemeler yapılarak alınması gereken bütün tedbirler alınmakta ve vatandaşlarımıza yönelik gerekli bilgilendirmeler yapılmakta olup, yasal açıdan da yapılması gereken işlemler tesis edilecektir.

Kamuoyuna duyurulur.”

Valiliğin “Merkez Karamustafa Köyü İle İlgili Duyuru” başlıklı bilgilendirmesinin tarihi ise 24.07.2019’du. Onda da şu bilgiler veriliyordu:

“İlimiz Merkez ilçesi Karamustafa Köyü'nde bulunan Yıldız Bakır Mad. San. A.Ş. tarafından işletilen Kurşun-Çinko-Altın madeni zenginleştirme tesisine ait atık barajına atık su basan borunun 17.07.2019 tarihi saat 19:15 sularında kopması neticesinde atık barajına gitmesi gereken atık su, baraj kenarında temiz yüzey sularının ve yağmur sularının taşınması için yapılmış olan kuşaklama kanalına karışarak söz konusu kanal marifetiyle dereye ulaşmış olup, olay haber alınır alınmaz ilgili kamu kurumlarımız tarafından anında gerekli önlemlerin alınması sağlanmıştır.

Olayın hemen akabinde olayın gerçekleştiği alanda bulunan ve atığın karıştığı midi deresinden, saat 22:05’te tesisin kuşaklama kanalından ve saat 23:30 da da Hasköy mevkiinden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüz teknik personellerince yetkili laboratuvara gönderilmek üzere su numuneleri alınmıştır. Olaydan olumsuz etkilenmesi muhtemel olan vatandaşlarımızın hassasiyetleri de göz önünde tutularak, deredeki siyanür oranının bir an önce anlaşılması için Gümüşhane İl Özel İdaremiz tarafından 23:30 sularında aynı bölgeden su numunesi alınmış olup, aynı gece siyanür içeriği açısından analizleri yapılmıştır.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüzce alınan numuneler Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yetkilendirilmiş laboratuvara gönderilerek gerekli analizler yapılmış olup, yapılan analizler sonucunda; olayın hemen akabinde atığın karıştığı Midi deresinden alınan numunede toplam siyanür, askıda katı madde ve demir oranlarının Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğindeki ilgili sınır değerlerini aştığı görülmüştür. Ancak aynı akşam tesisin kuşaklama kanalı ve Hasköy civarından alınan numunelerin analiz sonuçlarında ise sınır değerlerinin aşılmadığı belirlenmiştir. Atığın karıştığı midi deresinden saat 23.30 da İl Özel İdaresince alınan numuneler de siyanür içeriği açısından özel bir firmada analize tabii tutulmuş ve sınır değerlerin altında olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca olayın yaşandığı tarihin ertesi günü saat 12:00 de yine aynı alandan (atığın karıştığı midi deresinden) yetkilendirilmiş laboratuvar tarafından kontrol amaçlı su numunesi alınmış olup yapılan analiz sonucunda; Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğindeki ilgili sınır değerlerinin aşılmadığı tespit edilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

“…deredeki siyanür oranının bir an önce anlaşılması için…”

“… atığın karıştığı Midi deresinden alınan numunede toplam siyanür, askıda katı madde ve demir oranlarının Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğindeki ilgili sınır değerlerini aştığı görülmüştür…”

Derede siyanür var. İlk ölçümlerde sınırın üstünde bazılarında altında… Gümüşhane’deki gerçek bu. Dereye zehir karışmış bir kere...

Bunun cezası parayla ödenebilir mi? Canlar tehlikede, sorumsuzluk diz boyu. Zehir çarkları emperyal şirketlerin karı için dönerken; hava, su ve toprak dolayısıyla insanlar zehirleniyor. Çevre ve insan sağlığı sermayenin temsilcilerine peşkeş çekiliyor.

Allah aşkına…

Şu iktidar sahiplerinden biri çıksın da ‘yeter’ desin.

Kamuoyuna, haklı tepkilere bu kadar da kör ve duyarsız olunmaz ki! Ölen de ölecek olan da o insanlar. Yaşanmaz hale getirilen topraklar da bizim...