Türkiye'nin sorunu ne?

Adalet, yolsuzluk, yoksulluk, güvenlik...

Ana başlıklar bunlar. Lakin bunların tamamını kapsayan şemsiye demokrasi.

Memleketimizde demokrasinin adından gayrısı yalan.

Demokrasinin temeli seçimler...

Seçim sürecinin en başında adayların belirlenmesi geliyor. Yanlış burada başlıyor. Parti liderlerinin adayları seçtiği sistem demokrasi olmaz. Parası, lobisi olanın listeye girdiği bir süreçten sağlıklı gelecek beklenemez.

31 Mart'da yapılacak seçime aday belirlemedeki çarpıklıklarla gidiyoruz. Ama başka boyutlar da var. O boyutun temelinde de iktidarın demokrasiye uymayan tutumu geliyor.

Televizyon ve gazetelerde çılgın bir adaletsizlik var. Medyanın neredeyse tamamı iktidarın kontrolünde. Bu organlarda sabah akşam iktidar propagandası yapılıyor.

Birden çok gazetenin aynı manşetlerle çıktığı bir medyaya demokrasilerde rastlanabilir mi?

Üstelik bu süreci izleyerek usulsüzlüklere engel olması geteken RTÜK'de seyretmekle meşgul. 

Yine devlet olanaklarının iktidar lehine kanalize edilmesi acı verici. 

Mesela Cumhurbaşkanı makamının konumu ve uygulamaları bana hiç sağlıklı gelmiyor.

Devletin tepe makamı ve orada görev yapan insan bu ülkede yaşayan herkesi kucaklamak mecburiyetinde olmasına karşın kutuplaştıran politikalara meylediyor. 

Cumhurbaşkanı bir partinin sandık görevlileriyle toplantı yaparsa nasıl izah edebiriz?

Kadro isteyene, sebze-meyve pahalı diyene, şurada yanlış yapıyorsun diye uyarana kızan bir devlet başkanı nasıl yorumlanabilir?

Demokratik yarışların eşit şartlarda cereyan etmesi gerekirken tanık olduğumuz süreç bambaşka.

Adayların tv ekranlarında buluşup tartışmasına niye tanıklık edemiyoruz? Halbuki seçim yarışının vazgeçilmeziydi bu. 

'Ne yapar ne eder seçimi kazanırım' mantalitesindeki siyasetçilerle demokrasi yarışı yapılabilir mi?

Neden gelen iktidarı bırakmaz? Nedir bu iktidar hırsı? 

Bir de muhalefet tarafı var...

Orada da rezillik diz boyu. Bu yanda iktidarı koruma diğer yanda parti koltuğunu koruma hırsı sözkonusu.

Böyle olmasa 9 seçim kaybeden parti başkanı çoktan değişirdi.

Böyle olmasa 2004'de iktidar olanlar 2 dönem sonra iktidara veda ederdi.

Kesinlikle bu ülkede parti başkanlarının iktidarda kalma süresini 2 dönemle sınırlandırmak elzem. Buna tüm kalbimle inanıyorum.

Demokrasiye inanmayanlarla, özünde demokratlık olmayanlarla demokrasi oyunu oynanabilir mi?

Bir yanda ölüm öbür yanda sıtma misali.

Türkiyemin güzel insanları buna mecbur mu?