Hatay, bu ülkenin mihenk taşı olmakla birlikte stratejik açıdan Suriye dahil tüm Ortadoğu ve batılı ülkelerin gözünün üzerinde olduğu bir vilayettir. Bir Hatay’lı olarak babalarımızın, dedelerimizin türlü fedakarlıklarla sahip olduğu bu topraklarda bir şeyler döndüğünü hissediyorum.

Bakın, Ortadoğu’da tek söz sahibi olacağız diye çıkılan yolda nerelere geldik. Dibimizdeki Suriye ile iyi değiliz, Irak’la iyi değiliz. Öte taraftan Ermenistan bir köşede avcı gibi bekliyor. İran deseniz Genelkurmay’ dan öte üst düzey ilişki yok. Kaldı ki o da mevcut Suriye yönetimi ile kanka durumunda. Bakıyoruz Avrupa’ya başta Almanya olmak üzere iyi olduğumuz tek ülke yok.

Dış politika Abd ve Rusya arasında gidip geliyor. Şamar oğlanından farkımız yok. Kıbrıs keza neler olup bittiğini onlar da bilmiyor. Yunanistan desen atlamış adalarımıza asker ve mühimmat depoluyor hem de şov yapa yapa. Dibimizde Abd ve Rusya güçleri Hatay’a 2 adım mesafede. Güney sınırları abluka altında ve binlerce tır silah bu oluşumlara Abd tarafından aktarılıyor. Deaş’la mücadele adı altında Irak’tan Suriye kıyılarına kadar topraklar bölüşülüyor.

Zaten Deaş öteden beri önce alıyor sonra devrediyor. Biz de bir sessizlik hakimdir gidiyor. O bölgelerde Türklere yapılan asimile hareketlerini ciddiye alan yok. En acı olan Milletin hiçbir şeyden haberi yok. Bilgi yok. İleriye dönük strateji yok. Tabiri caizse “gelin biz bu ülkeden vazgeçtik” havası var. Hem kamuoyunda hem de iktidarda...

Tehlikeli bir belirsizlik var koca ülkede. Kanla, canla alınmış canım ülkede... İçerde partiler arası kavgalar sürdükçe, hainler gerçek anlamda temizlenmedikçe, İktidarı ile muhalefeti ile fikir birliği yapıp, milleti de arkasına alarak kalıcı bir strateji belirlenmedikçe gidişat hiç iyi değil. Hükümetler ne için vardır? Ülkenin bekası , insanların refahı ve mutluluğu için değil mi? İnsanlar mutsuz! Türk milleti yabancılardan rahatsız! Zaten yetersiz olan kaynakların eli ayağı tutan Suriye’lilerle paylaşılmasından sıkıntılı… Kendi ülkesinde yabancı olmaktan muzdarip ve çaresiz.

Milyonlarla ifade edilen şehitlerin ve gazilerin kurduğu bir ülke insanının mükafatı bu olmamalı. Çok geziyorum. Çok insan dinliyorum. Canım ülkemde benim gibi milyonlarca insanın günlerini endişe içinde bekleyerek, her yeni güne yeni karamsarlıklarla uyandığına inanıyorum. Eğer oynanan bir tiyatroysa kimler tarafından, kimlerin çıkarına hizmet eden, sonucu ne olacak gibi vs. Bu belirsizlik devam ederken kendimizi kimlere karşı nasıl korumamız gerektiğinin ciddi olarak sorgulanması gereken, bir an önce açıklığa kavuşturulması gereken sorular var. Bizi yönetenlerin bir planı varsa ürküyorum. Eğer bir planları yoksa daha fazla ürküyorum. Özellikle dış ülkelerin tutumu, dış basında yazılan, çizilenler inşallah kötü günlerin habercisi değildir.

Mevlana’nın bir sözü ile bitirmek istiyorum… 
“Her şey, herkes neye layıksa ona dönüşür”

Saygılarımla