Önce İnsan Sonra Haber

Demokrasi ile üretimi seferberliği başlatmamız gerek

Ön yargılarımızdan arınarak, var olan sorunların üzerine eğilerek, sorunların kaynağına inerek sorunları çözebiliriz.

Ekonomi 11 Kasım 2020 Çarşamba / 2 hafta önce
Demokrasi ile üretimi seferberliği başlatmamız gerek

Ekleyen: Kozmiktürk

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Ekonomi Masasının Hilton Garden Inn Ankara Gimat Oteli'nde gerçekleştirilen değerlendirme toplantısına katıldı. 

Toplumun her kesiminin ister esnaf, ister sanayici, ister çiftçi, ister turizmci olsun her kesiminin büyük bir endişe içinde olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu kesimlerin bir çıkış aradığını söyledi. Hiç kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'de çözülemeyecek hiçbir sorun bulunmadığını vurguladı. Her sorunu akıl, uygulama, bilgi ile birikim ve deneyimle çözmenin mümkün olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ön yargılarımızdan arınarak, var olan sorunların üzerine eğilerek, sorunların kaynağına inerek sorunları çözebiliriz. Sorunlar sadece içeriden kaynaklanan sorunlar değil. Türkiye'nin dışa açık ekonomisi ile sorunlar bir anlamda geniş boyutuyla önümüzde duruyor. Sorunun çözümünde önce bir stratejinizin olması lazım. Çok boyutlu olduğunu söyledim. Turizminden sanayine kadar, tarımından tutun esnafına kadar çok boyutlu olduğunu söyledim. O zaman biz öyle bir strateji belirleyelim ki sorunu çözme açısından alacağımız her kararı bu stratejinin içine yerleştirebilirim. Dört aşamalı bir strateji oluşturmak zorundayız. Bunun birinci aşaması şu, bu ülkede yaşayan herkes ister doğu, ister batı, güney, kuzey, Orta Anadolu ne olursa olsun hangi kimlikten hangi siyasi görüşten, hangi inançtan olursa olsun her vatandaşın önce ihtiyaç duyduğu bir şey var can ve mal güvenliği. Bunun altını özenle çiziyorum can ve mal güvenliği ne demektir, 'Ben rahatlıkta yatırım yapabilirim, rahatlıkta hükümete eleştirebilirim, rahatlıkta düşüncelerimi söyleyebilirim...' Bu ne demektir 'Ben bunu söylediğim zaman asla zarar görmeyeceksin' demektir. Böylece yatırımcı önünü görecek ve yatırım yapacak."

İkinci aşama olarak "Ürüten Türkiye" maddesini dile getiren Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin her alanda üretmesi gerektiğini söyledi. Burada üniversitelerin önemine değinen Kılıçdaroğlu, "Üretmek her alanda, kültür alanında, sanat alanında, sanayide, tarımda... Türkiye'nin her alanda üretmesi lazım. Demokrasi ile bir üretimi seferberliği başlatmamız gerekiyor." ifade etti.

Tüm sanayici, esnaf, çiftçi, turizmcilere seslenen ve kendilerine oy vermelerini isteyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bize oy verin, altını çiziyorum bizi sevdiğimiz için değil. İktidara geldiğimizde bizi en rahat eleştirebilmeniz için bize oy verin. Derdinizi rahatlıkla ifade edebileceğiniz için bize oy verin. Kimsenin ağzına bant çekmeyeceğiz, herkes çıkacak düşüncesini söyleyecek. Biz de yararlanacağız ondan. Buhrandan çıkmak istiyorsak bunun yolu dediğim dört ayaklı stratejiye hepinizin uyuması gerekiyor. Bunu birlikte yapacağız. Türkiye üretecek ama neyi üreteceğimiz konusunda da önemli bir konu var, neyi üreteceğiz? Devlette liyakatin çökmesi ile beraber devletin temel kurumları da çöktü. Devlet planlama dediğiniz bir kurum kalmadı. Kendi geleceğini planlanmayan bir ülke olamaz. Özel sektörün dinamizmini esas alarak ülkede sağlıklı, tutarlı yeni bir planlama hamlesi başlatmak zorundayız."

"Bir Türk Almanya'da aşıyı buluyor"

Sağlıklı ve tutarlı bir planlama olması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, bununla beraber Türkiye'nin katma değeri yüksek ürün üretme sürecini büyütmesi gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, "Üniversitede hoca bilgiyi üretecek sanayici de o bilgiyi esas alarak katma değeri yüksek ürün üretecek. Türkiye dünyada söz sahibi olacak. Düşünün Türkiye kökenli bir kişi gidiyor Almanya'da aşı buluyor ama o kişi Türkiye'de çalışabilirdi, Türkiye'de üretebilirdi. Eğer bu ülkede üniversiteyi bitirenlerin büyük bir kısmı geleceğini yurt dışında arıyorsa bunun tek sorumlusu var o da siyaset kurumudur. Siyaset kurumu topluma gerekli güveni vermek zorunda." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin kendi bölgesinde de kendi coğrafyasında da dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olmak zorunda olduğuna işaret eden Kemal Kılıçdaroğlu, stratejilerinin üçüncü ayağını ise "güçlü bir sosyal devletin kesinlikle inşa edilmesi" olarak tanımladı. Buna herkesin katkı sağlaması gerektiğini bildiren Kılıçdaroğlu, "Bu ne demektir? Türkiye'nin kendi içinde barışını sağlaması demektir." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Güçlü bir sosyal devlet inşa etmek zorundayız. Aile Destekleri Sigortası bu bağlamda, bizim yani CHP'nin önerdiği, Uluslararası Çalışma Örgütünün de kendi raporlarında yer alan ve Türkiye'de uygulanması halinde hiç kimsenin aç ve açıkta kalamayacağı bir düzendir. Bunu oluşturacağız, oluşturmak zorundayız. Can ve mal güvenliğini sağladık, demokrasiyi getirdik. Türkiye'de bir üretim hamlesi başlattık. Güçlü bir sosyal devlet inşa edeceğiz, gelir hakça paylaşılacak kişi başına gelir yükselecek, kimse gidip bir başkasına el avuç açmayacak. Sosyal devlet kendi vatandaşına sahip çıkacak, bunun sürdürülebilirliği ise dördüncü unsurdur. Demokrasi süratle gelişen bir kavram Demokrasiyi de büyüteceğiz. 'Kanun devleti' idi değil mi bir ara? Şimdi kanun devleti demiyoruz ne diyoruz? 'Hukuk devleti' diyoruz. Kanunun üstünde, vicdanı kanaati üstüne koyuyoruz bunu, kimsenin haksızlığa uğramamasını istiyoruz. Demek ki bunun sürdürülebilirliği önemli. Ekonomi süratle değişiyor, gelişiyor. Demek ki ne yapacağız? 5 yıllık planlar, 8 yıllık planlar, bunların hiçbir önemi yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en az 25 yıllık, 30 yıllık, 40 yıllık, 50 yıllık planlar yapması gerekiyor. Eğer insanoğlu tekerleği 1 milyon yılda bulmuşsa ve bugün her saniyede birden fazla buluş varsa Türkiye Cumhuriyeti bürokrasinin ve ona yön verecek olan siyaset kurumunun 50 yıllık 100 yıllık planları belirlemesi lazım."

CHP Ekonomi Masası'nda alanında uzman kişiler olduğunu da vurgulayan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye'yi en temel ve en büyük ekonomik krizden çıkaran kadrolar bizde. Bizim sorunumuz ne? Onu da açık yüreklilikle ifade edeyim, CHP'nin sorunu yaratılmış olan bir algı 'Efendim CHP gelirse memleketi yönetir mi?' Hiç kimsenin endişesi olmasın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bizden daha iyi yönetecek ikinci bir kadro yoktur. Bunu da gayet açık, gayet de net söylüyorum. İğneden ipliğe bu ülkede ne oluyorsa biliyoruz." açıklamasında bulundu. 

"Özel sektörün önündeki bütün engelleri kaldırın Türkiye'yi uçururlar" diyen Kılıçdaroğlu, kendisine Türkiye'de alan bulamayan yatırımcının yurt dışına gittiğine değindi.

Ekonomi Masası'nın pandemi nedeniyle yurt gezileri yapamadığını ancak sürecin uzaması nedeniyle gidip halkın sorunlarını dinlemesine karar verdiklerini aktaran Kılıçdaroğlu, Ekonomi Masası üyelerinin önümüzdeki günlerde Türkiye'yi dolaşacağını anlattı.

Açıklamalarının ardından soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, CHP'nin kamu-özel işbirliği projelerine ve elektrik dağıtım şirketlerine nasıl baktığının sorulması üzerine, şunları kaydetti:

"Kamu özel iş birliği projeleri devleti soyan projelerdir. Özel sektörün yatırım yapmasından yana hiçbir endişemiz yok. Özel sektörün dinamizminden hiçbir endişemiz yok ama maliyetini bilmediğimiz, kendilerine dolar endeksi garantilerin verildiği ve bütçe açısından bugün olmasa bile önümüzdeki en azından 2-3 yıl sonra büyük bir kara delik oluşturacağı bir yapıyı doğru kabul etmeyiz. Buna karşıya çıkan özel sektör var mıdır? Ülkesini düşünen, yatırım yapan, gelir elde eden, istihdam yaratan hiçbir özel sektör mensubunun buna karşı çıkacağına inanmıyorum. Çünkü ondan alacağım vergiyi 5 kişiye vereceğim. Yani yüz binlerce kişiden alacağım vergi 5 kişiye vereceğim. Bu adalet midir? Hayır. Kamulaştıracağız derken de şunu yapıyoruz, yani gidip de malına el koymayacağız. Bakacağız kaça mal ettiniz kardeşim sen bunu, yüze mal ettin. Makul bir kar koyacağız ne kadar kar, yüzde yirmi beş. Yüzde yirmi beşinde karını vereceğiz, diyeceğiz ki 'Al kardeşim maliyetini, karını da al ben bunu kamulaştırıyorum.' Yoldan geçerken eğer devlet bir para alacaksa o para doğrudan doğruya devletin geliri olacak, bir kişinin geliri olmayacak. Yaygın bir kamulaştırma öyle bir düşüncemiz yok tam tersine, özel sektörün yatırım yapması için planlı, planlı, programlı, öngörülebilir, sağlıklı tutarlı ihracata dönük yatırım yapması için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Elektrik altyapısı projeleri ile ilgili olarak şu anda herhangi bir özelleştirme düşüncemiz yok ama dediğim gibi ekonomiye zarar veren, kaynakların haksız yere belli bir kişiye, çok sınırlı bir kişi aktarılmasını öngören düzenlemeleri kabul etmiyoruz."

Ekonomik Sosyal Konseyin kararnameyle kurulduğunu, daha sonra kuruluşun kanuna dönüştüğünü ve anayasal kurum olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, konseyin önemine değindi. Kılıçdaroğlu, 2018'in Mart ayından itibaren Ekonomik Sosyal Konseyi toplanmasını istediğini dile getirerek "Biz ne yapacağız? Süratli bir şekilde Ekonomik Sosyal Konseyi oluşturacağız." ifadelerini kullandı.

Ekonomik Sosyal Konseyde ülkenin geleceğinin planlanacağını, esnafın, sanayicinin, işçinin de sıkıntılarını dile getirebileceğini aktaran Kılıçdaroğlu, Ekonomik Sosyal Konseyin sorunları sağlıklı saptamak açısından en temel kurumlardan biri olacağını söyledi.

Politikanın güdümüne geçen bağımsız kurumlar olduğunun ifade edilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "İşin özü liyakat. Bu kurumlara yapılacak atamaların da gidecek kişilerin de kendi konularının, alanlarının uzmanı olması lazım. Liyakat dediğimizde böyle bir kültürün oluşması lazım. Şu anda böyle bir kültür de oluşmadı, liyakatli atamalar da yapılmadı." diye konuştu.

"İktidara geldiğinizde AKP'ye biat eden bürokrasiyle karşılayacaksınız. Müdahaleniz ne olacaktır?" sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bürokrasi su gibidir, içinde bulunduğu tasın şeklini süratli bir şekilde alır. Dolayısıyla biz onları bağımsız bıraktığımızda ve kendi görevlerinizi yapacaksınız dediğimizde kendi görevlerini yapacaklardır. Sıcak siyaset müdahale etmeyecektir oraya, buna izin asla vermeyeceğiz. Halk için, ekonomi için doğrusu neyse onun kararını vereceklerdir. 18 yıllık bir sürecin Türkiye'ye getirdiği bu noktadan epeyi şikayet ediyoruz. Yani sonunda sokaktaki vatandaş da şikayet ediyor. Bu kurumlar bağımsız çalıştıkları zaman ne için çalışıyorlar, sokaktaki insan rahat etsin diye çalışıyorlar. Politikacının kendi çıkarları için yaptığı müdahaleye karşı direneceklerdir. Dolayısıyla biz bunlara her türlü güveni de bir şekliyle vereceğiz. Yani yasaların değişmesi ve bu güvenin onlara yasal anlamda da verilmesi gerekiyor."

"Türkiye maraton koşmak zorunda"

Türkiye'de sanayide, tarımda, turizmde fırsatların neler olduğuna ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, Hollanda'nın Konya'dan küçük bir ülke olduğunu, yıllık tarım ürünü ihracatının 180 milyar doların üstünde olduğunu söyledi. Türkiye'nin ise tarım ürünü ihracatının 20 milyar doları aşmadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bunun nedenini ve sorumlusunun kim olduğunu sordu. Kılıçdaroğlu, "Halka ya da çiftçiye bu olanağı sağlayamayanlar kim? Bunu bütün çiftçilerin oturup düşünmesi lazım." dedi.

Esnafın ekonomik durumuna ilişkin bir soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, "CHP'nin iktidarında AVM'ler haftanın bir günü kesinlikle kapalı olacaktır. O gün insanlar ihtiyaçlarını gidip esnaftan alacaklardır. Böylece AVM'lerde çalışan işçinin de bir gün tatil yapma hakkı çıkacaktır ortaya. Yani bir taşla iki kuş vuracağız. Hem esnaf kazanacak hem AVM'de çalışan, üstelik 8 saatten çok daha fazla çalışan gencecik, fidan gibi çocuklarımız da tatil yapacaklardır." açıklamasında bulundu.

Sürdürülebilir büyümeye ilişkin bir soruya karşılık Kılıçdaroğlu, ekonominin sağlıklı ve sürekli izlenmesi gerektiğini, planlama örgütünün varlığının ve bağımsız kurumların varlığının da buna bağlı olduğunu kaydetti.

Ekonominin ilgili kurumlarca denetlenmesi gerektiğini, ekonomide ısınma olduğu zaman kaynağının bulunarak ısınmanın, hararetin indirilmesi gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, sihirli sözcüğün "istikrar" olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, "Türkiye 100 metrelik bir koşu için çalışmıyor. 100 metreyi koşarsınız, Türkiye maraton koşmak zorunda. Dolayısıyla maratonu da tamamlamak zorunda. Yani mücadeleyi verirken nefesini, sağlık durumunu her şeyini bu maratona göre hazırlayacak." dedi.

Türkiye'nin büyüme konusundan kendi çıkarlarına öncelik vermek zorunda olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "En ucuz kaynak nereden bulabiliyorsam o kaynağı alırım. İngiltere'deki tefecilere gidip de dolar bazında yüzde 6-7-8 faizle para alacağıma çok daha düşük bir yerden alabiliyorsam alırım." diye konuştu.

Türkiye'de kaynak olduğunu, bankalardaki mevduatın yüzde 52'sinin dolar olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Siz Amerikan hükümetine ya da Amerikan ekonomisine sıfır faizli kredi açmışsınız. Alıyorsunuz doları kendi bankanıza koyuyorsunuz. Üretim? Üretim yok. Niçin? 'Önümü göremiyorum' diyor sanayici. 'Nasıl yatırım yapacağım' diyor. Siz eğer istikrarı sağlıyorsanız öyle IMF imiş, bunlardan tamamen kurtulmanız lazım. Gücümüze inanmalıyız önce. Türkiye güçlü bir ülke aslında." 

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de büyümenin önündeki en temel engelin kapasitesi olmayan, geleceği planlayamayan siyasi iktidar olduğunu kaydetti.

Devletin en önemli kurumlarının, Devlet Planlama Teşkilatı, Maliye Teftiş Kurulu, Hesap Uzmanları Kurulu gibi üniversitelerin en parlak öğrencilerinin alınıp yetiştirildiği bu kurumların kapatıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası Başkanının, atanan Hazine Maliye Bakanının bu kurumlardan geldiğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Oturup düşünmeleri lazım, başka insan bulamıyorlar. Ama siz bu kurumları kapattınız. Liyakat niye diyoruz, bunun için diyoruz. En yetenekli insanı alacaksınız kamuda yetişecek, yükselecek belli yerlere gelecek. Siz 'Ben devletim' derseniz her şeyi kaybedersiniz. Ama 'Biz devletiz' dediğiniz zaman kucakladığınız zaman, birlikte hareket ettiğiniz zaman efendim 'IMF bunu dermiş, öbürü bunu dermiş, falan yer bunu dermiş' bunlardan tamamen kurtulmamız lazım. Kurtulacak Türkiye, kesinlikle inanıyorum. Örneğin Sayın Erdoğan diyor ki 'IMF'ye asla gitmeyeceğiz.' Güzel. O zaman niye paramız orada duruyor? Milyar dolarımız duruyor orada. Al parayı kardeşim. Çık IMF'den. 'Hayır oradan çıkmam.' Niye çıkmıyorsun? Bu da kendi içinde bir çelişki. Bunu söylediğimiz zaman da 'Vay işte gördün mü CHP diyor ki IMF'ye gidin.' Öyle bir şey demedik biz. Tam tersine gitmeyeceksen IMF ile ilişkilerini keseceksen benim milyar dolarlarım niye orada dursun? Çeker getiririm, Merkez Bankası'na koyarım. Yabancı ülkeden dolar getirip Merkez Bankası'na koyuyoruz, üstelik taksit bu, daha doğrusu kredi, daha doğrusu emanet para. Bizim orada paramız var. Getir, emanet paradan vazgeç, çık dünyaya de ki, 'Ben IMF'den çıktım, paramı da aldım getirdim Merkez Bankası'na koydum. 'Koyduğum 2 milyar dolar da benim öz varlığım' de. Bunu da diyemiyor." 

"Asgari ücret kesinlikle vergi dışında tutulmalı"

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine asgari ücretin kesinlikle vergi dışında tutulması gerektiğinin altını çizdi. Asgari ücretin düşük olmasının toplumda huzursuzluğun kaynağı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ekonomik denge çerçevesinde bu ücretin belli bir düzeye ulaştırılması gerektiğini söyledi.

Üniversitelerle ilgili bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, eğitim sisteminin tamamen üretime dönük olması gerektiğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, iktidar olmaları durumunda tüm OSB'lerde yatılı teknoloji liseleri kuracaklarını bildirdi. 

Kürt sorununun çözüme ilişkin CHP'nin çalışmalarına yönelik soru üzerine de Kılıçdaroğlu, bugüne kadar sorun çözülemediyse bunun sorumlusunun siyaset kurumu olduğunu söyledi. 

Sorunun çözüm yerinin TBMM olduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, "Her partinin katılımı ile bu sorun çözülmeli. Her partide buna katkı sunacak bilgi ve birikime sahip milletvekili de vardır. Bütün mesele şu, Türkiye'nin en temel sorununu parti çıkarları açısından değerlendirmeyeceksiniz. Ülke çıkarları penceresinden değerlendireceksiniz, bakışım da budur." diye konuştu. 

Kemal Kılıçdaroğlu, işçi maaşlarıyla ilgili bir soru üzerine, Türkiye'nin AB'nin Çin'i değil, onurlu bir üyesi olması gerektiğini, Türkiye'de çalışanların da Batı'daki gibi ücret alması gerektiğinin altını çizdi.

CHP'nin oy oranıyla ilgili bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, yayınlanan bir anket hariç oylarının düştüğü anketin hiç olmadığını söyledi. Oylarının bekledikleri şekilde artmadığına da dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bunun sorumlusunun da vatandaş değil, kendileri olduğunu dile getirdi. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan partinin CHP olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, seçim bildirgelerinin dahi kopyalandığını, tüm sorun alanlarında çözüm önerileri olduğunu söyledi. 

Kılıçdaroğlu, başka bir soru üzerinde Doğu ve Güneydoğu illeri için özel bir ekonomi politikaları olacağını söyledi. Özel bir kalkınma stratejisi izleyeceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, yatırım yapan özel sektöre de uzun süreli vergi avantajları sağlayacaklarını anlattı. Kılıçdaroğlu, Van başta olmak üzere bir çok ili bir cazibe merkezine dönüştüreceklerini de söyledi. 

Hazine ve Maliye Bakanlığına atanan Lütfi Elvan'ın yaptığı ilk açıklamaları değerlendirmesi istenen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Sayın Elvan'ın başarılı olmasını isteriz. 'Fiyat istikrarını sağlayacağız' diyorlar, inşallah sağlarlar. 'Ekonomideki dengeler yerine oturacak' diyor, inşallah oturur. Ekonomideki dengelerin yerine oturması, Türkiye'nin gerçekten de bu ekonomik buhrandan çıkması için CHP olarak bize düşen görev varsa o görevi yapmaya hazır olduğumuzu da ifade edeyim. Çünkü ülke hepimizin ülkesi. Buhranı aşmak için şu yasaya ihtiyacımız var' deyip bizi ikna ederlerse biz o yasanın çıkmasına destek veririz. Bu kadar da ülkemizi seviyoruz. Yaşanan sorunları bir siyasi çekişme alanı olarak görmüyoruz." 

CHP Ekonomi Masası üyelerinin de soruları yanıtladığı programın ardından Kılıçdaroğlu ve partililer "CHP Ekonomi Otobüsü" adı verilen üzeri giydirilmiş otobüsün önünde fotoğraf çektirdi.AA

Kemal Kılıçdaroğlu CHP Ekonomi Masası