Önce İnsan Sonra Haber

Türkiye ve Mısır'ın çıkarı ortak

Burada, Türkiye’nin Mısır’ı karşı cepheden kurtarması lazım. Doğu Akdeniz’de aslında İsrail ve ABD’yi onlarla beraber olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı yalnızlaştıracak bir siyaset izlenmesi lazım.

Gündem 11 Ağustos 2020 Salı / 1 ay önce
Türkiye ve Mısır'ın çıkarı ortak

Ekleyen: Kozmiktürk

Türkiye, Libya ile yaptığı deniz yetki alanı anlaşmasının sınırlarını ihlal eden Yunanistan ve Mısır'a karşı Akdeniz'e yığınak yaptı. Aksaz Deniz Üssü'nde hazırlıklar sürerken bazı gemiler de savaş yüküyle birlikte devriye faaliyeti yürütüyor. 21 Temmuz'da Meis açıklarında yapacağı çalışma Almanya Başbakanı Angela Merkel'in ricasıyla ertelenen Oruç Reis ile Barbaros sismik araştırma gemileri de sondaj için NAVTEX ilanını bekliyor. Sahada yaşanan bu hareketlilik ile birlikte diplomatik manevraların neler olabileceğini deneyimli diplomat, emekli Büyükelçi Uluç Özülker ile Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Semih Koray ve Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile konuştuk.

Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşmanın bir izdüşümü üzerinden yapıldığını belirten Uluç Özülker, “Siz bizim görmüş olduğumuz haritalardaki gibi dünyayı düz olarak görürseniz Türkiye’nin karşısına Mısır düşer. Ama küresel dünya düzeninde bakıldığında Türkiye, Marmaris’ten Bingazi'ye çekmiş olduğu hat üzerinden MEB muhtırası imzaladı ve bunu da Birleşmiş Millerler’e tescil ettirdi, NATO’ya da bildirdi” dedi. 

Aydınlık'tan Ercan Küçük'ün haberine göre Türkiye'nin bile ancak Bingazi’nin doğusu ile sınırı olurken Yunanistan’ın Mısır’a kadar giden bir izdüşümü üzerinden hareket edebilmiş olmasının mantıkla izah edilebilecek bir şey olmadığını belirten Özülker, “Matematiksel olarak mümkün değil. O zaman ne çıkar buradan? Doğrudan doğruya Türkiye’nin atmış olduğu adımın bir şekilde zarara uğratılması babında Mısır’la Yunanistan arasındaki siyasi bir adım olarak değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

MISIR BU ANLAŞMAYI NEDEN İMZALADI?

Mısır ve İsrail'in Yunanistan'la anlaşma imzalaması durumunda yaşayacakları hak kaybını görmelerine rağmen Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile dörtlü bir ittifak içinde olduklarını ancak İsrail'in şu an tarafsız kalmayı seçtiğini hatırlatan Özülker, Mısır'ın anlaşmaya imza atma saiklerini şöyle anlattı: “İsrail geri çekildi çünkü Yunanistan'la olası anlaşmadan zarar gördüğünü anladı. Mısır hali hazırda burada bulunan doğalgaz bölgeleri itibarıyla en zengin yataklara sahip olan ülkedir. Artı karadaki rezervleri de dikkate aldığınız zaman gayet bir numaraya geçmiş olan, en önemli konumda bulunan ülke konumuna gelmiştir.

“Yunanistan’ın böyle bir avantajı yok. Hala orada burada bölük pörçük bir şeyler bulabilir miyim diye giriyor. Mısır’ın da Yunanistan’la böyle bir anlaşmayı yapmak için gerçekçi bir nedeni yok. O zaman nedir? Bu siyasi amaçlıdır. Mısır, Türkiye ile Libya’da Doğu Akdeniz’de düşman. Ama bu düşmanlığının arkasında bizim Mısır politikamızın etkisini de ciddi şekilde görmek lazım. Mursi’nin orada indirilmesi ve bizim Mısır’a dönük Müslüman Kardeşler ağırlıklı politikamız Sisi’yi karşımıza almakla sonuçlandı. Bugün hala bizim için kanlı bir diktatör vs... Bu koşullar altında o da Türkiye’ye karşı düşmanca bir politikayı yürürlüğe koymaktadır.”

'ANLAŞMANIN HUKUKİ ZEMİNİ YOK'

“Anlaşma, iki düşmanca his besleyen ülkenin, suni biçimde bizim önümüzü kesme çabalarından öteye geçmez. Mısır'la Yunanistan arasında yapılmış böyle bir anlaşmanın fiiliyatta bir anlamı yoktur. Yunanistan burada hatalıdır. Ama Almanya araya girdiği için biz Yunanistan’la bir ay kadar geriye atmak suretiyle masaya oturup bu meseleyi görüşebilmenin adımlarını atmayı kabullendik. Yunanistan bizim bu kabulümüzden 72 saat sonra böyle bir adım atmakla aslında kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Çünkü her türlü güven duygusunu da yitirecek bir noktaya taşımıştır. Nitekim sondajımız yeniden başladı yine aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerimiz Deniz Kuvvetlerimiz burada fiilen yeniden tatbikatlarını başlatmış bulunuyor. Diğer taraftan Rodos, Girit üzerinden bir izdüşümü olarak, buranın kıta sahanlığı olduğu varsayımından yapılacak bir izdüşümü, bizim Libya ile olan MEB’imizi yararak geçiyor. Onların da derdi bunu ortadan kaldırmaktır. Bunu yapmak hakkına sahip değiller. Zaten kullandıkları metod da bu sorunu kendilerine getirebilecek bir hukuki zemine sahip değildir.”

'ULUSLARARASI ADALET DİVANI'NIN ÖNÜ AÇILIR'

“Ben ısrarla şunu savunmaktayım. Türkiye kendi meşru haklarını savunacaktır. Yunanistan’ın bütün derdi Ege’den başlayarak 6 millik karasularımızın içine bizi hapsetmek. Yunanistan’ın buna ne gücü yeter ne de ortaya koyduğu niyet geçerlidir. Burada bir çözüm bulunacaksa bir masa etrafında uzlaşıyla yapılacaktır. Yunanistan bu kapsam içerisinde bugüne kadar uzlaşmaya yanaşmadı. Çünkü deniz hukuku sözleşmesinin kendine verdiği hakları kullandığı iddiasıyla çıkıyor ki bu doğrudur. Aslında deniz hukuku sözleşmesinde adaların belirli koşullarla birlikte olmak kaydıyla ekonomik bölge veya kıta sahanlığı olabileceği yazılı. Biz bu sözleşmeye taraf değiliz. Burada karşılıklı oturup ortak bir muhtıra hazırlamamız gerekiyor. Mutabakat sağlanabildiği ölçüde sağlanır sağlanamazsa birlikte Uluslararası Adalet Divanı’na gitmenin yolu açılır. Meselenin buraya götürülmesi için zemin olarak Yunanistan uluslararası sözleşmeyi ortaya koyuyor. Bugünkü koşullarda Türkiye ve Yunanistan arasındaki bu sorunların Ege sorunlarının müzakere yoluyla çözülme şansı yoktur. Bundan sonra da olması mümkün değildir. Ege başta olmak üzere Doğu Akdeniz’i de hakça paylaşmak esastır. Bu paylaşmada elbette niyet varsa çözüm her zaman bulunur. Bütün mesele karşımızdakilerin hangi niyete sahip olduklarıdır.

DİPLOMASİ, MÜZAKERE...

“Türkiye evet dışarıdan birçok sorunla çevrilmiş vaziyette. Ama bir ülkenin bu kadar dış soruna askeri açıdan çözüm getirecek şekilde bir mücadeleye girmek gibi bir gücü yoktur. Dolayısıyla yüzde yüz kazanılmış bir savaş dahi adil bir anlaşmayla bitirilmediği sürece yeni savaşların habercisidir. Bunun da bir tek yolu var diplomasi, müzakere. Her önünüze gelene duygusal mezhepsel veya farklı ögeleri öne çıkartarak çözüm bulma şansınız yoktur. Mısır’la ilişkilerimizi düzeltebilmiş olsaydık bugünkü sorunla karşılaşmayacağımız kesindi. Aynı şey İsrail için de geçerli. Suriye için geçerli. Bizzat Sayın Perinçek, Suriye’ye gidip Esad’la görüşmeler yaptılar. Esad 'ben uzlaşmaya hazırım' dedi, neler söyledi. Yapabilmiş olsak bugünkü durumumuz çok daha farklı olabilirdi. Davutoğlu’nun komşularla sıfır sorun politikası bir hayalden ibaretti ve bizi bu noktalara kadar getirdi. Burada Müslüman Kardeşler öğesine dini görüş kisvesi altında karşı çıkanlara ciddi bir muhalefet var. Ve biz bir türlü atmamız gereken adımları atamamanın ızdırabı içerisindeyiz. Bilim ve çıkarlar isteseniz de istemeseniz de bir ülke için kullanılması gereken temel öğelerdir. Lenin, İstiklal Savaşımızda bizi desteklemeseydi işimiz çok zordu. Ama Lenin bize yardım etti diye Atatürk de ülkeyi komünist yapmadı.”

'TÜRKİYE İLE MISIR'IN ÇIKARI ORTAK'

Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Prof. Dr. Semih Koray ise, Türkiye'nin Yunanistan-Mısır anlaşmasının yok hükmünde olduğunu açıkladığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Burada, Türkiye’nin Mısır’ı karşı cepheden kurtarması lazım. Doğu Akdeniz’de aslında İsrail ve ABD’yi onlarla beraber olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı yalnızlaştıracak bir siyaset izlenmesi lazım. Mısır da bu anlaşmalarla kayba uğruyor. Deniz sahası açısından... Bence Mısır’ın nesnel çıkarlarıyla Türkiye’nin nesnel çıkarları Doğu Akdeniz’de de Kuzey Afrika’da da ortak. Onun için Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ABD ve İsrail’i tecrit etmeye çalışması lazım.

“Türkiye’nin Suriye’yle olduğu gibi Mısır'ın Libya’yla çok geniş bir sınırı var. Oradaki istikrarsızlığın Mısır’ı etkilemesi mümkün değil. Ama mesela Türkiye’nin Libya’da ABD’yi, Fransa’yı yani Atlantik sistemini tecrit etmesi, Rusya’yla Astana benzeri süreci orada yürütmeleri mümkün. Bu aslında Mısır’ı da daha güvenli hale getirip Türkiye ile ilişkilerin gelişmesi açısından daha uygun bir ortam yaratacak.”

'SAFLAŞMA HER YERDE AYNI'

“Bence Doğu Akdeniz'de de Libya’da da dünyanın her tarafındaki saflaşma aynı saflaşma. Onun için falanca yerde şu kuvvetle bu kuvvetle değil, bu saflaşmanın da nesnel sebebi aynı aslında. Bölge ülkelerinin çıkarı ABD’nin ve Atlantik sisteminin İsrail’in bölgedeki etkisinin azaltılması. Bu etki ne kadar azaltılırsa bütün sorunların çözümü o kadar kolaylaşacak.

“Türkiye’nin orada bütünsel bir strateji izlemesi lazım. Bu bütünsel strateji Rusya’yla Avrasya’yla stratejik ittifak Doğu Akdeniz’e de o stratejik ittifakın yansımasını sağlamak lazım. O Türkiye’nin ve dünyanın da önünü açacak şey bu. Atlantik sistemine istemsizce de olsa bağlanmış olan kuvvetleri oradan koparmanın ve doğru safa çekmenin zeminini oluşturacak olan da o.”

'TÜRKİYE MEB İLAN ETMELİ'

Yunanistan’la Mısır’ın yaptığı anlaşmanın hem uluslararası deniz hukukuna hem de içtihat kararlarına aykırı olduğunu söyleyen Cem Gürdeniz, şunları söyledi:

“Çünkü normal şartlarda Rodos, Kerpe, Kaşot hattı sanki kıta gibi göz önüne alınmıştır. Halbuki bu hat Yunanistan ana kıtasının 200 mili içindedir. O nedenle de kıta sahanlığı olmaz. O nedenle değerlendirmeye normal şartlarda alınmaması gerekir. Türkiye’nin tezi de zaten başından beri buydu. Doğru bir tezdi. O yüzden Türkiye’nin bu anlaşmayı tanımaması çok doğru bir karardır. Yunanistan’ın bu anlaşmayla Türkiye’nin yaptığı anlaşmayı kıyaslayıp gelecekte divana gitme söz konusu olduğunda divan kararı Türkiye’nin lehinde çıkar. Çünkü dünya üzerinde diğer benzer davalarda da kararlaqr bu şekilde çıkmıştır. Kısacası uluslar arası hukuka göre geçerliği olmayan argümanlara dayanan bir anlaşmadır.”

 Gürdeniz Türkiye'nin atması gereken adımları da şöyle sıraladı: “Oruç Reis sismik araştırmalarını devam ettirmelidir. Türkiye tabiî ki diplomatik olarak da uzun süredir ilan etmediği MEB’ini ilan etmelidir. Bunu ilan ederken de gelecekte Lübnan ve İsrail’le de karşılıklı deniz sınır anlaşması yapacak şekilde ilan etmelidir.”

'ÇOK DİKKATLİ VE KARARLI OLMAK ZORUNDAYIZ'

Eski Özel Kuvvetler Komutanı, emekli Korgeneral Engin Alan, Türkiye'nin ABD güdümündeki ülkelerle ve terör örgütleriyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Çok kararlı ve dikkatli olmamız gerekiyor” dedi.

Alan'ın sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı: “Görünen, stratejik resim şöyle: Türkiye, arkasında ABD'nin olduğu ülke ve terör örgütleriyle kara, hava ve denizde çok cepheli, çok hasımlı bir mücadeleye sürüklenmek isteniyor. Soğukkanlı, basiretli, çok dikkatli ve de kararlı olmak gerektiren bir süreç yaşıyoruz! Afganistan'da Taliban, Irak-Suriye’de DAEŞ, YPG kimin eseri? Yakınlarda Kandil’e kim gitti? Kuzey Suriye’de kim YPG ile petrol anlaşması yaptı ve askeri üs kurmaya başladı? Kim Mısır-Yunanistan’ı, Akdeniz’de MEB anlaşmasına zorladı? Dedeağaç’taki üs ne maksatla, kime karşı? Soru çok.”

mısırtürkiyeakdeniz