İçişleri Bakanlığının resmi sitesinde yayınlanan genelge ile PCR testi zorunluluğu getirileceği duyurulmuştu.

Bakanlığın sitesinde, "Salgınla mücadelede en güçlü unsurun gönüllülük esasına göre yürütülen aşılama faaliyeti" ve "Aşılama çalışmaları gönüllük esasına göre yürütülmeye devam edilmekle birlikte…’’ gibi ifadelere de yer verilmişti.

Gönüllü dediğiniz zaman zorlamayla yan yana getiremezsiniz. Oysa uygulama bunun zıddı. PCR testlerinin istenmesi aşı yaptırmamış kişilerin yıldırılması ve kısıtlamalara maruz bırakılması kesinlikle kabul edilemez.

Anayasanın 17. maddesi "Hakkım olan vücut bütünlüğüme dokunulamaz, rızam olmadan tarafım bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz" diyor.

Uluslararası sözleşme statüsünde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen 'Yaşam Hakkı'  ve 8.maddedeki 'Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı'na göre aşı adayı olmaya da zorlanamaz.

Ulusal ve uluslararası kapsamda söz konusu haklar güvence altına alınmış.. Aynı şekilde TCK 90’da 'İnsan Üzerinde Deney Suçu' düzenlenmiştir.

Ananayasa'da, "bir temel hak ve hürriyet, ancak kanunla sınırlanabilir" deniliyor. Kanunla getirilmemiş bir sınırlamanın esasını tartışmaya dahi gerek yoktur.

Ortada aşılarla ilgili çok sayıda soru işaretleri dolaşmaktadır. Aşıların gen terapisi olduğunu belirtenlerin yanı sıra, insanları doğal bağışıklıklarını bozarak aşıya mahkum etme özelliği taşıdığını iddia edenler de bulunmaktadır. Biyolojik sıvı olduğu ve insanların kobay muamelesine maruz bırakıldıkları da söylenmektedir.

Böyle bir ortamda aşı olmadıkları için insanları yıldırmaya çalışmak, baskı kurmak aynı zamanda mobbing suçuna da girer.

Bunları sizlerle paylaştığım için benim aşı olmadığımı düşünebilirsiniz. Durum öyle değil. Ben iki doz aşımı oldum.Lakin aşı olmak istemeyenleri de anlamak lazım, empati yapmak lazım. Hem ne biliyorsunuz ilerleyen zaman diliminde onların haklı çıkmayacağını?