Türkiye'de işler yolunda değil.

Sizi bilmem ama, ben kendi dertlerimi bir yana bıraktım. Memleket için kaygılanıyorum. 

Nasıl endişelenmeyeyim ki? Hiçbir şey yerli yerine oturmuyor. Siyasetten, medyaya, hukuktan ekonomiye, dış politikadan güvenliğe dağ gibi sorunlar var. İşin kötüsü bu problemler mümkün oldukça kamuoyunun gözünden saklanıyor. Bizim medyanın iktidar destekçisi kısmına bakarsanız herşey güllük gülistanlık. 

Gündemdeki bir 'olay'dan örnek verelim...

Muhalefet uzun zamandır iktidarı medyayı kontrolü altına aldığı için suçluyor. O medyayı 'yandaş' diye nitelendiriyor.

Doğru mu? Doğru.

Peki muhalefettekiler ne yapıyor? Karşı tarafı suçladığı şeyin aynısını. Yani imkanı olsa aynı şeyi onlar yapacak. Buradan da ortaya 'bizim yandaşımız olursa sorun yok' gibi bir gerçek çıkıyor. 

Olay TV kapandı. İki patronu vardı. Cavit Çağlar bilineniydi. Peki televizyonun başına kim getirildi? Ekrem İmamoğlu'nun danışmanlığını yapan eski Kanal D'ci Süleyman Sarılar. Bu tesadüf olabilir mi? Olmaz. 

İmamoğlu destekli bir kanal ne yapacaktı? Doğal olarak İmamoğlu politikalarına, İmamoğlu'nun siyasi geleceğine katkı sağlayacaktı. Halk TV'nin dahi vermediği HDP grup toplantısını naklen yayınlamak hangi akılla izah edilebilirdi ki? Ekrem İmamoğlu bence bunu bir soruversin adamına... 

Ak Parti'yi, Erdoğan'ı sevmeyebilirsiniz, eleştirirsiniz de bunu 'gözü dönmüş' şekilde, ülkeye zarar verecek biçimde yapamazsınız. Gazeteciyseniz, doğruya doğru eğriye eğri dersiniz. Yok değilseniz işte parayı verenin uşaklığını yaparsınız. Bu sözüm tüm kesimler için bunu da vurgulayayım. Yazık onlarca çalışan yukardakilerin taraflılığı ve basiretsizliği yüzünden işinden oldu.

Türkiye'de hep böyle olur. Başka adam yokmuş gibi aynı isimler o yanda bu yanda döner durur. Siyasette de böyle, medyada da...

Bu ülkeye inanın hem merkezde herkesi kucaklayacak bir parti lazım. Hem de vatan diye bir derdi olan, yeri geldiğinde alkışlayacak yeri geldiğinde eleştirecek gazetecilerin etkin olması...

CHP'li gazeteci, Ak Parti'ye yakın medyayı 'yandaş' olarak suçluyor, Ak Partililer de CHP'li medyayı...

Ne farkınız var birbirinizden? 

Dışarıya bakarsak...

Hafter Türkleri hedef alan sözler etti. Libya'da ortam ısınıyor. Çatışma beklentisi var. Can sıkıcı bir durum ve ilerde başımıza hangi badireleri açabileceği hakkında endişelenmemizi gerektirir.

İsrail, Arap ülkeleriyle barışırıp etrafında barış kuşağı oluştururken Türkiye seyretti. Bizim etrafımız ateş topu. 

Suriye'de gözlem noktalarımızı geri çektik. Oradaki ortam da kaygılanmamızı gerektirecek nitelikte. YPG/PKK'nın ordu kurmasını engelleyemedik, izlemekle yetindik. İçerde PKK'yı bitiriyoruz diye propaganda yapanlara 'Peki bu YPG/PKK ordu kurdu orası ne olacak?' diye sormak zorundayız. 

Doğu Akdeniz'de Yunan Yunanlığını yapıyor. Başka bir sancı da burası...

İçerdeki sorunları da bunlara ekleyin...

Mesela siyaset yargının sırtına bindi. Hiçbir yanlışın, yolsuzluğun hesabı verilmediği gibi 'hem suçlu hem güçlü' misali tavır sergileniyor.

İnanın tam bir 'basiret bağlanması' yaşıyoruz..