Sayın Başbakanım...

Kaderin önüne geçilmiyor derler ya... Öyleymiş anladım...

Bugün sizi son yolculuğunuza uğurlamak da varmış alın yazımızda. Bu yazıyı yazdıktan sonra Ankara'dan yola çıkacağım. Camide ve Kanlıca'da... Ve siz istirahatteyken ben daima yanınızda olacağım. Sizin Yavuz'a gidişleriniz kadar sık olmasa da ben de size geleceğim...

Salih Yıldırım'ın 'güzel insan' sözü var ya, size ne çok yakışıyor. Lakin siz aynı zamanda memleket sevdalısı, harbi ve anlaşılması zor biriydiniz. O soğuk yüz ifadesinin ardındakileri herkese göstermezdiniz. 

Milliyet'te ANAP'ı izlemeye başladıktan kısa süre sonra Sheraton Otel'den çıkarken Oltan Sungurlu kolunuza dokundu ve beni işaret etti. Yakın tanışmamız o andı. Sevdiğimi de kızdığımı da hep belli eden biri olarak sizi hep çok sevdim. 

Bu ara herkes anılarından dem vuruyor, benimkiler aramızda kalsın. 

Siz hassas ameliyata giderken bile bana kendinize has yöntemle mesaj verdiniz. Nolur du sanki herşeyi içinize atmasaydınız! Biraz rahat davransaydınız.

Siz siyaseti bıraktıktan ben de gazeteden ayrıldıktan sonra çok çile çektik. Sizin ki sona erdi ama ya benim ki...

ANAP Türkiye'nin birleştirici partisiydi. Siz de yıllarca o politikalar ekseninde ülkenize hizmet ettiniz. Öngörüleriniz çok değerliydi. Türkiye'ye fayda sağlamak adına kendi siyasi geleceğinizden bile oldunuz. tehditlere pabuç bırakmadınız. Ne yalan söyleyeyim; millet sizi halen anlamadı. O yüzden de bugün fena durumdayız.

Sizin kadar ihanete uğrayan başka siyasetçi de yoktur sanırım.

Sizi Yüce Divan'a gönderenlerin bugün arkanızdan alkış yağmuruna tutmasına tutmalarına tebessüm ediyorum.

Bu vesileyle onlara "adalet kurumunun içine düştüğü kaostan, dış politikada sık sık yaşadığımız gereksiz krizlerden büyük üzüntü duyuyorum" demenizi hatırlatmak istiyorum.

Yine, "Türkiye sadece fiziki ve coğrafi olarak değil sosyal yapı olarak da deprem fayları üzerinde olan bir ülke. Bizim sadece altımızdan geçmiyor deprem fayları, üstümüzden de bizi ayıran etnik, mezhepsel, yaşam tarzı, kültürel farklar gibi çok fazla fay geçiyor. Bana göre Türkiye’de siyasetçinin öncelikli görevi bu faylara rağmen Türkiye’yi bir arada tutmak olmalı" sözlerinizi de akıllarından çıkarmamaları telkininde bulunuyorum.

Unutmadan...

Şu ifadelerinizi de duvara çerçeveletip gereğini yapmaları lazım:

"Ben Tayyip Erdoğan gibi bu darbe teşebbüsünü milat kabul ettiğimi söylemişsem eğer, onun yerinde olsam bunun arkasından atacağım adım Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni 2023 yılına artık içi tam demokrasiyle doldurulmuş bir ülke olarak taşımak olur. Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini ben AB düzeyi olarak görüyorum. Rahmetli Özal Anavatan Partisi’ni kurduğumuzda genel merkezin açılışında deftere ‘Size göstereceğim en önemli hedef AB üyeliğidir. Bizi bu yoldan vazgeçirmek için çok tertipler yapacaklar ama bundan asla vazgeçmeyin. Vasiyetim budur’ diye yazmıştı. Biz bu hedeften hiç vazgeçmemeliyiz. AB benim için Türkiye’yi demokrasiye dönüştürmenin yoludur. Biz 2023’te AB düzeyine çıkalım, onlar bizi referandumda kabul etmeyip rahmetli Erbakan’ı haklı çıkarsınlar. Demokratik bir İslam ülkesini sırf dininden dolayı AB’ye kabul etmemiş olsunlar. Kendi çok kültürlü medeniyet prensipleriyle ters düşsünler. Bunu başaracak Tayyip Erdoğan Türkiye’nin De Gaulle’ü gibi olur. Ama Tayyip Bey öbür yola girerse neler olacağını düşünmek bile istemiyorum."

Sezen Aksu'nun 'ben sen de tutuklu kaldım' şarkısındaki gibiydin benim için. El de alem de biliyor ki, ben sizi harbi çok sevdim. 

Çok üzgünüm, çok zamansız oldu bu vedanız...

Allah gani gani rahmet etsin...