Kıbrıs Adası Osmanlı hakimiyetinin ardından Britanya’nın kontrolüne girdi.

Ada’da İngiliz değil Türk ve Rumlar yaşıyordu.

Yunan ve Rumların sinsi davranışları sonrası adadaki nüfus yapısı Rumların lehine döndü.

İngilizler kimsenin ummadığı şekilde bir gün kalkıp ‘biz Kıbrıs’tan çekiliyoruz’ dedi. Ondan sonra da Kıbrıs’ta sular durulmadı. Hani “derede balıklar kavga ediyorsa oradan mutlaka bir İngiliz geçmiştir” ifadesini doğrularcasına…

Rumlar EOKA ile saldırı ve tuzaklar kurup katliamlar yaptı. Türkler Mukavemet Teşkilatı ile o alçaklara karşı koydu. 1974’de bıçak kemiğe dayandı. Yunan ve Rum'un kötekten başka dilden anlamadığı ortaya çıktı. Türkiye müdahale etti. Mehmetçik kısa sürede hedeflerin de üzerine çıktı. Rica minnet durdurabildiler...Bu sert yumruk sayesinde yıllardan beri Ada’daki Türkler güvenli biçimde yaşamlarını sürdürüyor.

Bugün Rum ve Yunan tarihten ders almamışçasına karşımızda…

Kendileri yok olacak, lakin, emperyal devletlerin umurunda mı?

Onlar Türkiye’yi zayıf düşürme derdinde. Bu uğurda Yunan kurban olmuş çok da tınlarında!

Konstantinos Kollias eski bir Yunan Başsavcısıydı ve 1967-74 arasındaki Yunan Askeri Cuntası'nın 21 Nisan 1967 tarihinde Panayotis Kanellopulos hükûmetini devirerek yönetime el koyması üzerine Başbakan olarak görevlendirildi.

1967’de Demirel Başbakanken 9 Eylül’de ani bir kararla Edirne Keşan’a gitti. Demirel’in orada Yunan Cuntası’nın başındaki Kollias’la görüştüğü daha sonra ortaya çıktı.

Yetmedi…

Demirel bir sonraki gün ise Yunanistan’a geçti. Dedeağaç’ta Kollias’la yeniden buluştu. 6 saat Keşan’da 13 saatte Dedeağaç’ta olmak üzere tam 19 saat iki ülke arasındaki meseleler konuşuldu. Peki ne oldu?

2 ay sonra Boğazköy ve Geçitkale’de Rum-Yunan katliam yaptı. Çocuk, genç, yaşlı tam 29 Türk şehit edildi.

Kıbrıs Devleti’nin kuruluşu Londra ve Zürih Anlaşmalarıyla gerçekleşti. Türkiye garantör ülkelerden biri oldu. Bu anlaşma imzalandığında iktidarda DP vardı. Dışişleri Bakanı ise idam edilen Fatin Rüştü Zorlu idi.

Bunu anımsatmamın 2 nedeni var…

İlki, 1974’deki Barış Harekatı bu anlaşma ile mümkün oldu.

İkincisi, bu anlaşma 1959’da TBMM’de kabul edilirken Ecevit ve partisi red oyu kullanmıştı.

Gazi Atatürk Nutuk’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden olayları aktarırken zararlı faaliyette bulunanlardan da bahseder. Rum ve Ermeniler’in düşmanlıklarını hatırlatır. İstanbul’da Patrikhane’de Mavri Mira’nın kurulduğunu ve Ermeni Patriği’nin de bu heyetle uyum! içinde çalıştığını belleklere nakşeder Atatürk Nutuk’da…

Türkiye bugün ekonomi ve güvenlik eksenli sıkıntılı bir sürecin etkisinde.

‘Bizi bu noktaya getirenler utansın’ diyeceğim de; ar damarı çatlayanlar da utanma ne gezer?

NOT: Eski Başbakanımız Mesut Yılmaz sağlık sorunu yaşıyor. Mesut Bey ve tüm şifa bekleyenler için dualarınızı rica edeceğim...