GP'li Selçuk Özdağ saldırıya uğradı. Hiç hoş bir durum değil. Kimse bu ve benzeri çirkinliklere prim vermemeli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisini aradı. "Üzüldüm, geçmiş olsun" dedi. Bu bilgiyi aktaran Özdağ'ın bizzat kendisi.

Peki GP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ne dedi?

Hemen söyleyelim: "Erdoğan aradı ama geçmiş olsun demedi." 

Buyur buradan yak! Böyle bir konuda utanmadan katmerli bir yalanı çekinmeden söyleyebilen Davutoğlu kim bilir başka konularda ne palavralar anlatıyordur varın siz düşünün...

Bu durum aklıma merhum Başbakanımız Mesut Yılmaz'ın, "Siyasetçi halka sadece gerçekleri söylemeli, yapamayacağı hiçbir vaadde bulunmamalı" sözlerini hatırlattı.

Malesef bizim halkımız Mesut Yılmaz gibi devlet adamı nitelikli politikacıları değil de popülist olanları seviyor. Sonra da memleket sıkıntıdan kurtulamıyor...

***

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu isyan etti. İsyanını sosyal medyadan da paylaştı.

Haklı mıydı?

Evet haklıydı.

Konu neydi? 

Bir densizin annesine küfür etmesiydi.

Yargı o şahsı serbest bırakınca Soylu'da isyanını kamuoyuyla paylaştı. Aciz kaldığını dile getirdi.

Adalet Bakanı da karşılık verince ikili atışmaya döndü. 

Neyse ki, o şahıs hak ettiği muameleyi gecikmeli de olsa buldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da hakaret ettiği ortaya çıktı.

Serbest bırakma kararını veren yargıç sorgulanmalı. Hatta buna benzer kararlar veren tüm yargıçlar gözden geçirilmeli. 

Çünkü...

Bu kararlar tansiyonu yükseltmek, provoke etmek için veriliyor olabilir.

Bir de menfaat temin etmek için karar verenler olabilir. Onları da mercek altına almalı.

Daha doğrusu ve isabetlisi devlette denetim mekanizması bütün alanlarda işler hale getirilmeli. Yanlış yapan bedelini ödemeli.

Adaletten şikayetlerin tavan yaptığı bir dönemde hukuku korumak için özenli ve hassas davranmak öncelikle hukukçulara düşmez mi?

Zaten bugün siyasette tartışma ve kavga konusu mevzuların çoğunun temelinde denetim eksikliği yatıyor. Sistemden şikayetin altında da bu var. Eminim sistemi tam ve doğru kurgulayabilsek şikayet edenlerin sayısı da azalacak.

***

Biraz da futbol...

Beşiktaş Sergen Yalçın'la harikalar yaratıyor. Kulübün içinde olduğu mali sıkıntılar düşünülünce Sergen'in başarısının önemi katlanıyor. Umarım futbol oynadığı dönemdeki gibi 'erken sıkılma' hastalığına kapılmaz da başladığı işi sonuca erdirir.

Abdullah Avcı'nın dip yapan Trabzonspor'u ayağa kaldırarak tekrar yarışa ortak etmesi de takdire şayan. Umarım Trabzonlu yöneticiler bir daha takımı İngiliz'e teslim etmezler.

Ve Ankaragücü. İmalat-ı Harbiyye...

Bu takıma müthiş sempatim var. Maalesef onlarda mali açıdan dertliler. Melih Gökçek ve Cemal Aydın döneminde kulüp borca batırılmış ve o günlerden gelen yük hafifletilemedi. Duyduğum kadarıyla 30 milyon lira kredi almışlar. Transfer yasağını halletmişler. Yeni futbolcular almışlar. Sevindim.

Kimden mi  duydum? Spor medyasının sevilen, duayen ismi Güray Soysal'dan...

Gönlüm küme düşmeme mücadelesi veren bir Ankaragücü değil şampiyonluğa oynayan bir Ankaragücü seyretmek istiyor. Yakın zamanda o günlere tanıklık etmek dileğimdir.