Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş “son büyük Türk lideri” olarak da anılır ulusalcı, milliyetçi ve muhafazakar-Kemalist çevrelerde. Öyle miydi? Mütevazı Denktaş bu konulara değinen sohbetlerimizde sıklıkla ve samimi olarak “Tanrı Türk milletine büyük liderine muhtaç edecek zorluklar yaşatmasın. Son büyük lider Mustafa Kemal Atatürk idi” derdi.

Bir müstemlekenin küçük Müslüman azınlığından, Türk toplumuna, azınlık toplumundan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran “ortak” iki unsurdan birisine taşıyan şanlı bir mücadelede rahmetlik Dr. Fazıl Küçük’ün yoldaşı idi Denktaş. Rumların “Hepsi benim, size ancak azınlık hakları veririz, vaz geçin ortaklık haklarından” talebini reddeden, soykırım amaçlı saldırılarla ortaklık yönetimi yerle yeksan olurken direniş hareketini başlatandır Denktaş. 11 yıl, 1963 saldırılarından 1974 Türkiye müdahalesine kadar Kıbrıs Türk halkının şanlı direnişinin lideri, Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi ile birlikte Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) kurucusu “Toros” idi o. 1974 sonrasında Kıbrıs Türk siyasi örgütlenmesini adım adım bağımsız cumhuriyete taşıyan inançlı kadronun lideri de yine o idi. Görevde veya 2005’te görevi bıraktıktan sonra ebediyete göçünceye kadar Kıbrıs Türk halkının önderi ve lideri oldu hep.

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun bir özel şirkete yaptırdığı Kıbrıs Türk mücadelesini konu alan bir dizide reyting uğruna sadece Denktaş’ın değil, ancak en az onu kadar Kıbrıs Türk mücadelesinde tarihi rol oynamış Dr. Küçük’ün hatırasına saygısızlık yapıldığı şikayetleri giderek yükselmekte. Denktaş’ın kızı Ender Dektaş yapımcı firma ve TRT aleyhinde babasının anısını incittikleri nedeniyle dava açmayı düşünürken, sosyal medyada da dizinin yayından kaldırılması kampanyası başlattı.

Denktaş ve Dr. Küçük’ü ikincil önemde ve adeta olağanüstü güçlere sahipmiş gibi gösterilen bir Türk danışmana yalvarır görüntülerle ekrana taşınması, sanki Kıbrıs Türk mğcahidi hiç bir şey yapmamış, bir Türk danışman bütün mücadeleyi tek başına yapmış gibi göstermek doğal olarak kızgınlık yaratıyor. Hele bir Rum teröristin Denktaş’ın kafasına tabanca dayadığı sahne ciddi infial yaratmış durumda.

“Denktaş’ın birileri tarafından istenildiğinde “itibarı” zedelenip istenildiğinde yüceltilmeye ihtiyacı yok. Gerçekleri bilmeyenler, araştırma tenezzülünde bulunmayanlar ellerini tarihin gerçekliğine sürmesin çünkü kirletiyorlar,” dedi Ender Denktaş ve ilave etti “Üstelik bu mesele Denktaş’ın yüceltilmesi veya düşük gösterilmesiyle ilgili değil, tüm Kıbrıs Türk halkını zedeleyecek niteliktedir.”

Doğrusu dokuz yıldır Denktaş’ın kabrinin bir türlü tamamlanamadığı da dikkate alınır ise sanki gerek adada gerekse ada dışında birilerinin Kıbrıs Türk liderine ciddi saygısızlık içerisinde olduğu akla geliyor.

Bu dizi yayından kaldırılmalı mı? Dizilerin gerçeğe sadık kalmaları şart değil. Ancak son zamanlarda çeşitli maksatlarla furya olarak yaşadığımız tarihi dönem filmleri ve dizileri gibi Kıbrıs dizisinde de reyting uğruna yapılan tarihe tezat tahrifat oldukça aşırıya kaçmış durumda. Üstelik ne Sultan Süleyman devrinden ne de Sultan Abdülhamit devrinden bahsediyoruz. Kıbrıs şanlı direnişini bizzat yaşayan çok sayıda TMT mensubu halen sağ. Çok sayıda bu konuyu araştıran, yazan uzman var. Eğer arzu olsa idi elbette daha iyisi yapılırdı. Böyle düşününce de Ender Denktaş’ın “Birileri babamın ve Kıbrıs Türk mğcadelesini küçük düşürüyor. Bu halkımıza hakaret” serzenişine hak vermemek mümkün mü?

Doğal olarak bütün bu gelişmeleri Denktaş’ın aziz hatırasına saygısızlık olarak görüp, onu tek başına savunmaya çalışmak ne benim ne de başkasının haddi. Denktaş’ın hakkını en iyi bir ömür Kıbrıs Türk halkının onurlu yaşam davasına adayan Denktaş’ın hayat hikayesi ve ona her şartta inanan, savunan, saygı gösteren Kıbrıs Türk ve Anadolu halkı savunur.